14 Şubat 2011 Pazartesi

“Oysa Sevgili, Bir Tek Sevgili…”

Evet, kaldığımız yerden devam… Dedik ki “sevilen olduğunu bil, kendini affet, başkalarını affet, döngülerini temizle, değerini başkasına bağlama…” Bilenler bilir, ben çok severim bu “kendini sevme” mevzuunu.. O yüzden konuya devam etmek istiyorum.. Murathan Mungan şiirinde “oysa sevgili, bir tek sevgili nasıl değiştirir dünyanın gerçeğini..” diyor.. Ah evet, bir tek sevgili ile her şey nasıl da değişiyor, hayat mana kazanıyor, güneş açıyor, kuşlar ötüyor.. Nasıl mutlu, coşkulu, heyecanlı, güçlü hissediyoruz; dünya gözümüze ne kadar da güzel görünüyor ve de nasıl her şeyi yapabilir gibi hissediyoruz kendimizi..

Ah nasıl da sevgi arsızıyız: Daha anamızın karnındayken alıyoruz sevilmenin tadını. Doğumumuzla dünya bizim etrafımızda dönmeye başlıyor. Herkes etrafımızda pervane.. Yediğimiz bir lokma, ağzımızdan çıkan bir kelime, bir gülüşümüz, nasıl da sevindiriyor herkesi; seviliyoruz…
Bazen de “yemeğimizi bitirmezsek / bir oyuncağı alsınlar diye diretirsek / erken yatmazsak” sevilmiyoruz. Bizi sevmeleri için annemizi, babamızı üzmemek gerekiyor; öğreniyoruz…
Zaman ilerledikçe aile çemberinin dışından da sevgi görmeye başlıyoruz. Okulda öğretmenimiz, arkadaşlarımız, komşu teyze, bakkal amca seviyor bizi. Bu sefer de yaramazlık yapmamak, saygılı olmak, ödevlerimizi yapmak gerekiyor daha çok sevsinler diye; öğreniyoruz…

Sonra ilk aşk, ilk yürek hoplamaları.. Sevdiğimiz kız yüz vermeyince “Ayşe beni sevmiyor” ile başlayan düşüncemiz ilerleyen yıllarda “zaten beni kimse sevmiyor” a dönüşüyor. Ahmet’i başka kızla gezerken görünce “benden hoşlanmadı, ben yeteri kadar güzel değilim” diyoruz, bunun sonraki zamanlarda dönüştüğü hal ise “ben sevilecek biri değilim” oluyor.. Bazen de sevgilimiz sevsin diye naz yapmamak, istediği şeylere hayır dememek, en ufak hatalar için özür dilemek gerekiyor; öğreniyoruz…

Tüm bunlar olup biterken aslında kendimize olan sevgimizi, saygımızı yitirdiğimizin, güvenimizi kaybettiğimizin, kendimizi değersiz gördüğümüzün farkına bile varmıyoruz.

Sonra birgün kendimizi “evlenecek kız yok / evde kaldım / bütün iyi erkekler evlenmiş / bu sene de bekar gezelim…” derken buluyoruz…

Bir başkasının bizi sevmesi ya da birini sevmek konularına o kadar takılıyoruz ki, aslında kocaman bir ayrıntı gözümüzden nasılsa kaçıyor: Biz kendimizi seviyor muyuz?

Çalışmalarımızda bunu konuştuğumuzda hemen tepkiyle karşılaşıyorum: “Tabii ki kendimi seviyorum, bunu da nerden çıkardın?”

Oysa ne diyor Murathan Mungan şiirin devamında: “Birgün baktım hiç korkmadan aynaya / orda yeniden gördüm kendimi..”

İçimizdeki en sevgiliyi ne kadar hatırlıyoruz??? Aslında içimizdeki çocuğu sevdiğimizde, ellerimizi, gözlerimizi, saçlarımızı, parmaklarımızı, bir bütün olarak bedenimizi, ruhumuzu, zihnimizi tam oldukları halleriyle kabul edip sevdiğimizde etrafımıza nasıl bir enerji yaydığımızı biliyor muyuz, bunun farkında mıyız? Lütfen aynaya baktığınızda orda yeniden görün kendinizi ve sevin.. “Seni seviyorum” deyin aynadaki yüze, hatta bir de makas alın yanağınızdan Her halinizi, her şeyinizi, hoşunuza giden gitmeyen tüm yönlerinizi, tüm yaptıklarınızı, başarılarınızı, aldığınız dersleri, tümünü sevin.. İnanın siz kendinizi sevdiğinizde herkes de sizi sevecektir..

Bir yazımda şöyle demiştim: “Sevgiliyle, eşle, çocukla, kucaktaki kediyle, saksıdaki çiçekle, en sevdiğimiz koltukta bir bardak çayla kendimizle, herkesle ve herşeyle sevgi ve uyum içinde olduğumuz sürece her gün sevgili bir gündür..” Ve siz de lütfen yaşadığınız her günün değerinin ve güzelliğinin farkında olarak kendinizi sevin ve kendinize özen gösterin. Biz kendimizi sevdik mi, herkes ve herşey öyle sevgili ki.. En sevgilinin içinizdeki siz olduğunu görün: “İşte sevgili, bir tek sevgili nasıl değiştirir dünyanın gerçeğini…”

Ve şunu da lütfen hep hatırlayın: Sevgililerimiz, eski eşlerimiz dahil hayatımıza giren ve bir şekilde çıkıp giden tüm insanların bizden öğreneceği ya da bize öğreteceği bişeyler var.. Görevlerini tamamlayıp gidenleri sevgiyle uğurlayın.. Onlar gidince üzülüp ağlamak, yalnız hissetmek elbette çok doğal; yalnız buna çok takılıp kalmak yerine kendi varlığınızın farkında olun. Onların gitmesi siz hata yaptığınız için değil, bu size bir ceza da değil.. Birileri gidince siz eksilmiyorsunuz, bilakis siz olduğunuz halinizle tam ve mükemmelsiniz. O gitti diye değeriniz azalmıyor, siz olduğunuz halinizle değerlisiniz.. Ne diyor Mevlana:

“O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti.
Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.”
Sizi seviyorum, sevgimle kucaklarım hepinizi.. :)
“Sevmek, mucizevi bir ilaçtır. Kendimizi sevmek hayatımızda mucizeler yaratır.” Louise Hay

Bu Sene de Bekar mı Gezdiniz?

Etrafta bolca kırmızı kalp gördüğümüz günlerdeyiz. Peki bu kalpler sizde neyi çağrıştırıyor:

•“Seviyor ve seviliyorum, harika” mı diyorsunuz,
•“başarısız aşk hayatınızı” hatırlayıp üzülüyor musunuz,
•hayatınızda özel biri olsun olmasın, bundan bağımsız olarak “kendinizi seviyor musunuz”,
•yoksa “benim zaten birsürü derdim var, bir bu mu eksik” diyorsunuz?
Hadi gelin bir “sevgililer günü mucizesi”yaratalım:

Öncelikle lütfen “sevilen” olduğunuzu bilin. Daima şunu hatırlayın; siz sevilmeye layıksınız, bunu hakediyorsunuz ve öncelikle de Yaradan tarafından seviliyorsunuz. Annenizin, babanızın, arkadaşlarınızın size sevgilerini gösterdikleri, özel olduğunuzu hissettiğiniz anları hatırlayın. Hissettiğiniz bu sevgiyi çekin içinize ve içinize dolduğunu hissedin, ve de tutun orda.. Ne zaman kendinizi kötü hissetseniz çağırın bu hissi ve sevildiğinizi bilin. Geriye bir tek sizin kendi kendinizi sevmeniz kalıyor.

Kendinizi sevmek içinse önce şuna bir bakın: Geçmişte yaşadığınız, sizi üzen – inciten ilişkileriniz yüzünden kendinize kızıyor musunuz, “ne salakmışım, şu özelliğini görmemişim / beni üzmesine izin vermişim / boş yere uzatmışım” diyor musunuz? Cevabınız evetse ilk iş kendinizi affetmek.. Yaptığınız ve söylediğiniz herşey için kendinizi affedin..

Bundan sonra sıra sizi üzen kişiyi affetmeye geliyor. Zor olacak mı diyorsunuz, haklısınız. Çok üzüldünüz, çok gözyaşı döktünüz, yemeden içmeden kesildiniz. Burda lütfen şunu düşünün, affetmek karşınızdaki kişi için değil, kendiniz için yaptığınız bişeydir. Yaşadığınız acıyı ve kalp ağrısını taşımayı artık bırakırsınız, bu ilişkiden almanız gereken dersi alırsınız ve yolunuza devam edersiniz. İşte bunun için affetmek, duyduğumuz tüm olumsuz hisleri serbest bırakıp şifalandırmak çok önemli ve gereklidir. Kendinizi daha yüksek bir enerji ve farkındalık seviyesine çıkarırsınız.

Yaşadığınız aynı tipteki ilişkiler döngüsüne bir bakın.. Ne tip insanları kendinize çekiyorsunuz, ilişkileriniz ne şekilde başlıyor ve bitiyor? Benzer noktaları listeleyin, işte size temizlemeniz / şifalandırmanız / değiştirmeniz gereken inançlar, davranışlar…

Hayatımızda biri olduğu zaman kendimizi iyi, değerli, tam ve mutlu hissederiz. Oysa bu doğru değil. Hayatımızda biri olsun olmasın biz değerli ve tamız. Lütfen değerinizi, mutluluğunuzu bir başkasına bağlamayın. Önce kendi varlığınızı kutlayın, sevdiğiniz sevmediğiniz özelliklerinizi yazın, “kendinizi tam olduğunuz gibi sevin ve kabul edin”. İşte bunu yaptığınız anda muhteşem bişey yapmış olursunuz..

Yaşamak istediğiniz ilişkiyi en doğru zamanda, en güzel ve kolay şekilde hayatınıza çekebilirsiniz. Lütfen bunun olabileceğine inanın, güvenin ve sabırlı olun. Daima hatırlayın; sevgi sizinle ve sizde başlar. Siz kendinizi sevdiğiniz ve kabul ettiğiniz zaman sevildiğiniz, kabul edildiğiniz, takdir edildiğiniz ve onurlandırıldığınız ilişkiyi de çekersiniz. Ben bunu başardığımda 35 yaşımdaydım..

Sevgimle kucaklarım…

2 Şubat 2011 Çarşamba

Şubat Ayı Bitmeden Yapılacaklar

“Gönlümüzce ve mutlu bir hayat yaşamanın sırrı sahip olduklarımızın ‘çok’ değil, ‘yeterli’ olmasıdır” demiş ve eklemiştim: “Biraz sakinleşip dinginleşmeye ne dersiniz? Yaşamınıza biraz çekidüzen vermek, biraz “sade” yaşamak size nasıl geliyor?”

Bu amaca hizmet etsin diye her ay için hazırlayacağım “bu ay bitmeden bunları yapın” listelerinde Şubat ayındayız. 3 Şubat Perşembe günü başlayacak olan Çin Yeni Yılı için bereket kavanozları hazırlamayı unutmayın diyor ve Şubat ayı bitmeden yapılacakları listeliyorum:

1. Çocukken yapmak isteyip de yapamadığınız bişeyi yapın ya da alınmasını istediğiniz ama alınmayan bişeyi alın.
2. Çok vaktiniz olduğunu bilin ve kabul edin; hergün herkes için 24 saattir..
3. Geçen ay bir hedefiniz için plan yapıp planınızı belli aralıklara bölmüştünüz ya, artık hedefe yürüme zamanı. Haydi eyleme geçin..
4. Ertelediğiniz şeyler için bahane bulmayı bırakın.
5. İşlerinizi acil / acil değil; önemli / önemli değil olarak ayırın ve buna göre yapılacak işler listenizi sıralandırın.
6. Sevdiğiniz bir arkadaşınızla buluşun.
7. Sürekli ertelediğiniz birşeyi adım adım yapılacak bir şekilde planlayın.
8. Daha önce hiç okumadığınız türde bir kitap okuyun.
9. “Yapamayacağınıza” dair inancınızı “yapmaya niyet ediyorum / yapmayı seçiyorum / yapmak için kendime izin veriyorum / yapacağıma inanıyorum”a çevirin.
10. Kanapenizin altına tıktıklarınızı temizleyin / düzenleyin.
11. Giysilerinizi size en kolaylık sağlayacak şekilde dolaplarınıza / çekmecelerinize yerleştirin: Renklerine göre(siyah – beyaz – diğer renkler) ya da şekillerine göre (gömlek, kazak, ev giysisi – iş giysisi gibi) gibi..
12. Sevgililer Günü için kendinize kalp şeklinde bir kek yapın.
13. Birine kızdığınızda aslında hangi ihtiyacınızın karşılanmadığına bakın.
14. Geçen aydan dosyalanmayı bekleyen tüm evrakları dosyalayın.
15. Kendinizi sevin, siz kendinizi severseniz başkaları da sizi sever!..
16. Hangisi olmak istediğinize karar verin: Sürekli bişeyler isteyip bişey yapmayan biri mi, isteklerini plana döken biri mi?
17. Evinizdeki aksesuar ve süs eşyalarını elden geçirin, sadece en sevdiklerinizi tutun, diğerlerini verin / hediye edin.
18. Hayattaki 3 önceliğinizi belirleyin, bu işlerinizi planlarken işinize yarayacaktır.
19. Bedeninizi hiç dinliyor musunuz, belki size bişey söylemeye çalışıyordur. Ayaklarınız niye ağrıyor, ya sırtınız neden sürekli tutuluyor?
20. Eskiden beğendiğiniz ama artık modası geçmiş ya da tarzınız olmayan 5 şeyi elden çıkarın.
21. Yapılması gereken çok iş olduğunu ama zamanınızın çok az olduğunu ya da olmadığını düşünüyorsanız, kendinize sadece 10 dakika verin ve neler yapabildiğinizi görün!..
22. Kırmızı ışıkta her durduğunuzda şükrettiğiniz bişeyi söyleyin.
23. Hergün 1 meyve yiyin.
24. Dondurup saklayabileceğiniz yiyecekleri çokça pişirin, bir başka gün için hazır olsun.
25. Yaptıklarınızı, hayallerinizi, düşüncelerinizi, duygularınızı not ettiğiniz bir defter tutun, belli aralıklarla okuyup ne kadar yol aldığınızı görün.
26. 1 hafta boyunca hiçbir vitrine bakmayın.
27. Evde değiştirilmeyi / onarılmayı bekleyen neler var: Patlayan ampul, damlayan musluk, kapının kolu…
28. 1 demet nergis alın.
29. Sevdiğiniz birini kucaklayın ve hemen bırakmayın.

Evet benden bu kadar, nasıl buldunuz listemizi, haydi siz de kendi maddelerinizi ekleyin..

Sevgimle kucaklarım..