18 Ekim 2010 Pazartesi

İnanç'ın Gücü...

Bugün sizlerle muhteşem bir hikaye paylaşmak istiyorum.. "İsteyin yeter ki, inanın yeter ki.." diyorum ya; inanın boşuna demiyorum.. "İstemek, karar vermek ve eyleme geçmek" bence hepimizin anayasamızda 1. madde olmalı.. İşte hikayemiz:
Bu köpek 2002'de doğmuştu. O üç bacakla doğdu- iki normal çalışan arka ayak ve bir ameliyatla alınan hissiz ön ayak. O tabii doğduğunda yürüyemiyordu ve annesi bile onu istemedi.

İlk sahibi de onun hayatta kalamayacağını düşünüyordu ve onu uyutmayı düşündü. Fakat daha sonru şu anki sahibi Jude Stringfellow onunla tanıştı ve onun bakımını üstlendi. O bu küçük köpeğe kendi başına yürümeyi öğretmek konusunda çok kararlıydı.

Ona İnanç adını verdi.

Başlangıçta onu bir sırf tahtasına koydu ve hareketi hissetmesini sağladı. Daha sonra bir kaşık fıstık ezmesi kullanarak onu ayağa kalkması ve sıçraması konusunda cesaretlendirdi. Evdeki diğer köpek bile İnanç’a bu konuda destek verdi.

İnanılmaz bir şekilde, 6 ay sonra İnanç arka ayaklarının üzerinde dengede durmayı ve öne zıplamayı öğrendi. Karda daha fazla eğitimden sonra, insan gibi yürümeyi öğrendi.

Şimdi İnanç etrafta yürümeyi çok seviyor. Nereye giderse gitsin, hep ilgi odağı halinde. Uluslararası alanda hızlıca ünlü oluyor ve birkaç televizyon şovu ve gazeteye çıktı.

Şimdi "Az Bir İnançla" adında onun hakkında bir kitap çıkacak. Harry Potter Filmlerinden birinde oynaması bile düşünüldü.

Şu anki sahibesi Jude Stringfellew öğretmenlik işini bıraktı ve onunla dünyayı dolaşıp mükemmel olmayan bir vücutta bile mükemmel bir ruh olabileceğini öğretmek istiyor.

Hayatta hep istenmeyen şeyler olur, fakat daha iyi hissedebilmek için sadece hayata farklı bir yönden bakmak yeterlidir.

Umarım bu mesaj herkese taze yeni bakış açıları getirecektir ve herkes her güzel gün için şükran duyup teşekkür edecektir.

İnanç hayatın gücünün ve mucizevi başarının devamlı bir kanıtı.
***********************************
Biz bu hafta Cuma akşamı Ankara'daki arkadaşlarla ilk "Mutluluk Projesi" buluşmamızı gerçekleştiriyoruz. Arzu edenlere kapımız açık, buyrun gelin..
Bu arada "mutluluk projesi" grubumuza katılmak isteyenler lütfen sol üstteki linke tıklayarak üye olsunlar; önerilerinizi, fikirlerinizi bekliyorum..
Keyifli bir hafta diliyorum hepimize, sevgimle kucaklarım.. :)

12 Ekim 2010 Salı

Sevin...


Sadece var olmayın, aynı zamanda yaşayın da.. Nasıl mı? Sevin; en önemlisi bu.. En başta da kendinizi.. Ailenizi, sevgilinizi, eşinizi, çocuklarınızı, çiçekleri, böcekleri.. Sevin işte.. Her sabah aynada bir makas alıp yanağınızdan, seni seviyorum deyin kendinize.. Bunu sevgilinize diyormuşcasına kikirdeyin hatta:) Hadi durmayın, ne bekliyorsunuz?...

11 Ekim 2010 Pazartesi

Evren Bizi Destekliyor, İnanın...

Dün akşam televizyonda bir film seyrettim; 2009 yapımı Julie & Julia.. İki gerçek hikayeye dayanan film, farklı zaman ve mekanlarda yaşamakla beraber hayatları bir şekilde iç içe geçen iki kadını anlatıyor. Anafikri ise tutku ve cesaretle hiçbir şeyin imkansız olmadığı..

Seyredecek olanlar için filmin heyecanını kaçırmadan detayları burda bulabileceğinizi söyledikten sonra bu sabah yaşadıklarımı anlatmak istiyorum. Filmdeki kadınlar filmin konusunu da oluşturan yemek pişirme tutkuları için sabah erken saatte kalkıyorlardı.. Ben de erken yatıp erken kalkan tayfadanımdır ama onları görünce bir kez daha dedim ki, "ya işte böyle olmalı, tutkuyla sarıldığın bişeyler varsa gerekiyorsa uykundan fedakarlık etmelisin.." Ve de yapmayı planladığım bazı çalışmalar için saati 5:30'a kurup yattım..

Gece elektrik kesildiği için radyolu saatimin ayarları gitmiş.. Bu durumda bırakın erken kalkmayı normal saatte bile uyanmam güç olabilirdi.. Ama üzülmeyin işin heyecanlı kısmı burda başlıyor: Telefonumun şarjı bitmek üzereymiş ve 5:30'dan itibaren biplemeye başladı!.. Bip sesine uyanınca elektriğin gittiğini ve saatimin bozulduğunu farkedip gülümsedim.. Tam tekrar uykuya dalıyormuşum ki ezan okunmaya başladı, normalde duymam ama duydum :)) İşte dedim evren çalışıyor, hadi Cheetos, kalkcam dedin, evren seni uyandırmak için elinden geleni yapıyor, daha n'apsın.. :))

Velhasıl biz bişeyi gönülden istedik mi, şartlar ne olursa olsun evren bizi destekliyor arkadaşlar.. Yeter ki uyanın ve harekete geçin..

Bu arada "mutluluk projesi" grubumuza katılmak isteyenler lütfen sol üstteki linke tıklayarak üye olsunlar; önerilerinizi, fikirlerinizi bekliyorum.. Bir de Ankara'da olup evde yapacağımız çalışmaya katılacakların bana mesaj atmalarını rica ediyorum, ki kaç olacağımızı görüp ona göre mekan ayarlayabileyim.. Bu arada olayı daha cazip hale getirir mi bilmem, sevgili arkadaşım Berrin de çalışmalara katılacak ve nefis kekler yapıp getirmeye söz verdi, benden söylemesi :))

Sevgimle kucaklarım, mutlu bir hafta OLsun herkese... :)

5 Ekim 2010 Salı

Mutluyum, Mutlusun, Mutlu... :)

Çok mutluyum; sizin heyecanınızı görüp daha da mutlu oldum.. Projemiz için daha bir aşka geldim inanın.. :)

Şimdi ne mi yapıyoruz? Projeye katılmak isteyenler mutlulukprojesigrubu na girip üye oluyorlar, bazılarınıza davet attım ama gelmediyse lütfen üyelik başvurusunda bulunun.. Ekim ayının 2.yarısından itibaren nasıl bir yol izleyeceğimize dair gruba mesajlar göndermeye başlayacağım. Başlangıç öncesi neler yapacağınızı ve her haftanın programını çalışmalardan önce biliyor olacaksınız. Gelişmelerden blog arkadaşlarımızı da haberdar edeceğim elbette.. :)

Ankara grubuna katılmak isteyenlerden ise bir ricam var: Lütfen bana mail atın ki, katılımcı sayısına göre buluşma yerimizi belirleyeceğimiz için sonradan yer sıkıntımız olmasın. Sayıya göre ya bir evde (benim evim ya da evi uygun olan bir arkadaşın evi olabilir) toplanacağız ya da başka bir yer ayarlayacağız.
Artık bir grubumuz olduğuna göre mesajlarınızı, sorularınızı, fikirlerinizi gönderin ki diğer ekip üyelerimiz de görebilsinler ve şimdiden ekip sinerjimizi oluşturmaya başlayalım.. :)
Grubumuzla ilgili adresler şöyle:
Direk bana mesaj yollamak isterseniz: mutlulukprojesigrubu-owner@yahoogroups.com
Çok heyecanlı di mi?
sevgimle kucaklarım.. :)

4 Ekim 2010 Pazartesi

Mutluluk Projesi Başlıyor...

Yılımız bugüne kadar öyle böyle geçti ama böyle götürmeyelim dedim. Zira yılbaşı, aybaşı, haftabaşı, Pazartesi, ayın 15’i değil ki aslolan.. Hep konuşuyoruz ya, ŞİMDİ ve BURADA OLuyor herşey..
Bu nedenle ben de bu yıl bir değişiklik yapalım diye düşündüm. Niye bekliyoruz ki 1 Ocak gelsin diye?
Serde muhasebecilik var biliyorsunuz, muhasebede “hesap dönemi” kavramı vardır. Hesap dönemi firmaların çoğu için 1 Ocak’ta başlar ve 31 Aralık’ta biter.. Yeni yıl için planlar, bütçeler yapılır; politika değişiklikleri konuşulur, kimi hesap kalemleri için yeni yılda atılacak adımlar yıl bitmeden belirlenir. Tıpkı bizlerin yeni yıl planlarımız gibi...
Bazı firmalarda ise “özel hesap dönemi” geçerlidir. Mesela onların yeni yılı 1 Ekim’de başlar ve 30 Eylül’de biter..
Ben de özel bir yılbaşı tarihi belirledim: 1 Kasım 2010.. Bugünden tezi yok, klasik yılsonu şarkımız “haydi eller havaya, planlar yazılsın tahtaya” çalmaya başlıyor.. :)
Bir projeye başlıyoruz.
Bu projenin adı “Mutluluk Projesi”...
Belki bazılarınız çoktan okudu bile Gretchen Rubin’in kitabını, belki kiminiz adını bile duymadınız. Olsun..
Kitap aslında 12 ay boyunca süren bir dizi çalışmadan oluşuyor.. Bense bu çalışmaları Kasım ve Aralık aylarında şöyle bir derleyip toparlayalım ve yeni yıla süper girelim istedim. İlk çalışmamız 2 aylık olacak, 1 Kasım’da başlayacak ve 31 Aralık’ta “Hayal Tablosu” çalışması ile bitireceğiz. Sonrasında isteyenlerle yıl boyunca da devam edeceğiz.
2 grup halinde çalışacağız:
İlk grup Ankara’da oturanlar için: Katılımcıların durumuna göre haftasonu gündüz ya da haftaiçi bir akşam buluşup grup çalışması yapacağız. İkinci grup ise buluşma imkanı olmayan Ankara içi ve dışındaki herkesten oluşacak. Ankara grubunun bir araya gelip birbirlerini motive etme ve gerektiğinde birazcık da dürtükleme şansının olduğunu söylememe gerek yok sanırım :) 2. Grup ise bir yahoo grup üzerinden çalışmalarını sürdürecek.
Bu çalışmada yeni bir gruba üye olmanın yaratacağı mutluluk, motivasyon ve aidiyet duygusunu kullanacağız:
• Kararlarımızı netleştirip ölçülebilir hale getireceğiz,
• Düzenli olarak biraraya gelip birbirimizle bağlantıda olacağız,
• Bizimle aynı yolda yürüyen yeni arkadaşlarımız olacak,
Bütün bunlardan mutlu olacağız,
• Bu arkadaşlarımızın enerjisiyle 1 + 1 > 2 olduğunu görüp oluşacak sinerjiye şaşıracağız :),
• Onların yaptıkları ve söylediklerinden aşka gelip projemize daha sıkı sarılacağız,
• Bizimle aynı dertten mustarip insanların olduğunu görüp yalnız olmadığımızı fark edeceğiz,
Bütün bunlardan mutlu olacağız,
• Fikirlerimizi paylaşıp cesaretleneceğiz, hiç düşünmediğimiz çözümleri keşfedeceğiz,
• Birbirimizi destekleyeceğiz,
• Eğleneceğiz,
Bütün bunlardan mutlu olacağız….. :)
Gretchen Rubin’in dediği gibi:
“Başka insanları mutlu etmenin en iyi yollarından biri kendinizi mutlu etmektir;
Kendinizi mutlu etmenin en iyi yollarından biri başkalarını mutlu etmektir.”
Nasıl da besleyici bir döngü farkında mısınız?
Şimdi sizlerden ricam bana hangi grupta yer almak istediğinizi bildirmeniz.. Bu arada sorularınız olursa ncigdematabey@gmail.com adresine yazabilirsiniz..
Mutlu olmak hepimizin hakkı ve biz mutlulukların en kocamanına layığız!.. :)
Sevgimle kucaklarım… :)

1 Ekim 2010 Cuma

Ne Yaptığınızı Biliyorum...

Koca kış geçti; iş-güç, hastalık sağlık, çocukların okulu, büyüklerin ziyareti, yetişmeyen işler, yazılması gereken raporlar, toplantılar, bitmeyen koşturmalar, düzeltilmeyi bekleyen dolaplar, tüm kış düğmesini dikemediğiniz için giyemediğiniz gömleğiniz, elden kalınca 50 gün kalan dağ gibi ütüler, 2 kap yemek için alışveriş ve koşarcasına geçen zaman...
Baharın göz kırptığını yağmurlardan, havanın bir açıp bir kapamasından, tam da güneş açmışken nezle olmaktan pek farkemediniz..
Koşturmaktan terlediğiniz sıcak yaz günlerindeydi sıra, neyse ki güneş enerjinizi artırmıştı biraz.. Ve çok şükür okullar kapandı, en azından çocukların ilginç performans ödevleri ile uğraşmanız gerekmeyen günler geldi, babaanne / anneanne yanına gönderdiniz çocukları ve az biraz nefes alabildiniz..
Bedeninizin dinlenmeye, zihninizin ve ruhunuzun sakinliğe sükunete ihtiyacı vardı; şu kuyruğu birbirine dolaşmayan tilkileri tatile yollamaya karar verdiniz.. Daha tatilin başında ayağınız burkuldu, havuzun kaydırağına başını çarpınca çocuğunuzun kaşı yarıldı, yiyip içip bi de kilo alıp, dinlendiğinizi anlayamadan döndünüz..
Di mi.....???
Ve bir gün, serin bir Ekim sabahına uyandınız.. İşte tüm ihtişamıyla sonbahar.. “Bir yıl daha bitiyor” dediniz umutsuzlukla.. “Ömür geçiyor.. Ortada bişey yok... “ Neyse güneş hala biraz parlıyordu.. :)
Oysa ne umutlar, planlar, listelerle başlamıştınız yeni yıla; biliyorum..
Şimdi size iyi bir haberim var:
Yıl böyle geçti diye böyle bitmesi gerekmiyor.. Otomatik pilottan çıkma zamanı.. 2010’u keyifle ve hayatınıza bişeyler katmış olarak bitirmek, 2011’e enerji ve kararlılıkla başlayabilmek için birlikte keyifli bir adım atacağız..
Bir projeye başlıyoruz.
Çok yakında...
Kucaklarım sevgimle :)