14 Ağustos 2009 Cuma

4 Ağustos 2009 Salı

40...


Elif Şafak’ın “Aşk” adlı kitabında Aziz, Ella’ya yazdığı mektupta şöyle diyor:

“Doğumgünün kutlu olsun. Hem erkekler hem kadınlar için “kırk” en güzel yaştır. Bence kırk sayısı tılsımlıdır.

Boşuna değil, Nuh Tufanı kırk gün sürdü. Sular heryeri kapladı ama aynı zamanda bu topyekun yıkım, birikmiş tüm kirleri sildi ve hayata yeniden başlama fırsayı verdi. İslam tasavvufunda kırk sayısı bir mertebe aşmak için sarf edilen zamanı, manevi uyanışı temsil eder. Bilincin 4 temel safhası vardır. Herbirinde on derece mevcuttur ki toplamda kırk eder. Hazreti İsa kırk gün kırk gece çölde çile çekti. Hazreti Muhammed peygamberlik çağrısını kırk yaşında işitti. Buda ıhlamur ağacının altında kırk gün tefekküre daldı. Ve tabii bir de Şems’in kırk altın kuralını unutmamalı.

Kırk yaşında insan yeni bir vazife üstlenir. Bence muhteşem bir yaşa vardın! Yaşlanmayı da sakın dert etme. Kırk öyle kudretli bir sayıdır ki, kırışıklıklar da saçındaki aklar da yanında cılız kalır.”

Bugün benim doğumgünüm..

Yaşadığım tüm olayların hayrını görmeyi,
karşıma çıkan tüm insanları oldukları gibi kabul etmeyi,
aldığım tüm dersleri hatırlamayı,
tüm bunlara şükretmeyi,
çokken hiçleşmeyi,
hiçken çoğalmayı,
sevginin önemini,
hizmetin sorumluluğunu,

40 yaşımla birlikte daha iyi özümsediğimi hissediyorum..

Geçen sene de yazdığım gibi, benim bugünkü ben olmamda katkısı olan herkese teşekkür ederim. Hayatıma bir şekilde dahil olan, hayatlarına bir şekilde dokunmama izin veren herkesin varlığına şükürler olsun.

Ve de özü: Hamdım, pişiyorum... :)

Sevgimle kucaklarım.. :)