27 Temmuz 2009 Pazartesi

“Bir Yaz Daha Geçiyor...”

"Yaz geleli hayatımız çoğunlukla balkonumuzda geçiyor. Masamız, renkli minderlerimiz, sardunyalarımız, sarmaşığımız, içine mum koyduğumuz fenerlerimizle balkonumuz tıpkı bir oturma odası gibi.. Hatta bir de camın önüne çıkmak isteyen sokak kedilerimiz bazen balkondan geçiyorlar ki işte o zaman tam şenlik oluyor. Biz de çayımız kahvemiz, kitaplarımız, arkadaşlarımızla hem evde hem de açık havada olmanın tadını çıkarıyoruz.
............................"
Devamını burdan okuyabilirsiniz.
Keyifli bir hafta dilerim..
Sevgimle kucaklarım.. :)

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Korkuların Üzerine Yürümek...

Çoğumuzun hayatla ilgili pekçok korkumuz var: İşimizi kaybetmekten, parasız kalmaktan, ev sahibinin evden çıkarmasından, sınavı kazanamamaktan, ihtiyaçlarımızı karşılayamamaktan korkuyoruz. Bu da gelecekle ilgili endişeler taşımak anlamına geliyor. Sürekli gelecekte olmak ise bugünü yaşayamamak, taşıdığımız gelecek endişeleri yüzünden an’da olan güzel şeylerin tadını çıkaramamak demek.. Korkularımız, aynı zamanda bizi bişeyler başarmaktan alıkoyuyor ve hedeflerimizden de uzaklaştırıyor. Kısacası hayatımızı ele geçiriyorlar.
Korku dediğimiz duygu bakın nasıl oluşuyor:
................................
Devamını burdan okuyabilirsiniz..
********************************************************************
Yeğenim Defne'yi biliyorsunuz; geçen akşam tuvalete gidecekmiş. Ama koridorun ışığı yanmadığı için korktuğunu ve bu yüzden gidemediğini söyleyince kardeşim de “ne var korkacak, ışığı yak git” demiş. O da “tabii siz büyüksünüz, korkularınızı halletmişsiniz” diyerek cevap vermiş. :) Ah be güzelim, bilse büyüklerin de ne korkuları olduğunu ve üstelik de ışığı da yakamadıklarını.. Bunu kardeşimden dinleyince korkularımızı yazayım dedim, hadi siz de bir ışık yakın bu hafta..
Sevgimle kucaklarım.. :)

14 Temmuz 2009 Salı

Evimiz EVİM'de..


Baykuş Efsanesi başlıklı yazımdan hatırlarsınız: Baturhan'ın bir baykuş koleksiyonu var ve bunlar salonumuzun duvarında gelenlere "hoşgeldiniz" diyor :) Oldukça ilgi çeken baykuşlar duvarda Baturhan'ın tasarladığı dolap / raf sisteminde duruyorlar.

İşte bu dolap, pratik ev fikirleri dergisi Evim'in Temmuz sayısında "ev koçu" bölümünde yer aldı. Köşenin sahibi sevgili Nazlı Arun'a teşekkür ediyoruz..

Evliliğimizin 2. yıldönümünde bu haberi sizlerle paylaşmaktan mutluyum. Kuş yuvamızda misafirimiz olmanızdan ve sohbetinizi paylaşmanızdan memnuniyet duyarız, çaylar pastalar bizden.. :)

13 Temmuz 2009 Pazartesi

“Ben Nerde Yanlış Yaptım?”

“Etrafımızda hergün yeni birşeyler oluyor. Bu ise pek çoğumuz için yeni heyecanlar, yeni korkular ve yeni olumsuz düşünceler demek... Değişik durumlara karşı elbette bişeyler hissedecek ve reaksiyon göstereceğiz ama sürekli olumsuz düşünmek, sürekli endişe ve korku yaşamak uzun vadede bizi ilerlemekten alıkoyar ve başarımızı engeller............ “
Devamını burdan okuyabilirsiniz..
****************************************************************
Öyle güzel çalışmalar yapıyoruz ki bu aralar; yağmurlarla birlikte geçmişin izleri, pişmanlıklar, öfkeler, üzüntüler hepsi temizleniyor, sevgiye dönüşüyor.. Bi bakın bakalım sizin geçmişten kalan dönüştürmeniz gereken hangi duygularınız kalmış? “Allahım, neydi günahım / ben nerde yanlış yaptım?” değil, “iyi ki yaptım, pişman değilim, dersimi aldım yolum açıldı” deyin.. :)
Mutlu bir hafta diliyorum...
Sevgimle kucaklarım.. :)
(Resim: “Sisters in Spirit” – Monica Stewart)

10 Temmuz 2009 Cuma

Aşk'tan...

Şems'in 38. kuralı:
"Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?” diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

*******************************************

ee daha ne demeli?

07 Temmuz 2009 Salı

Tırmık İzi...

İşte beklenen an... Tanımaktan, yollarımızın kesişmesinden, hayatlarımıza belki de birer iz bırakmış olmaktan mutluluk duyduğum sevgili arkadaşımız Handan'ın aynı adlı blogundan yola çıkan Tırmık İzi yayında:

“…‘Orta halli bir memur çocuğu olarak köy ve kasaba okullarında okumuş, nereye gidilmişse oranın insanı ile bir tutulmuş, ayağına paslı çivi saplanmış, köpek ısırmış, kedi tırmalamış yani tabiattan koparılmadan şantiye şartlarında yetiştirilmiş bir fanîyim. Devletimin kayıtlarında da emekliliği henüz dolmuş spiker kadrosunda geçerim!’ cümleleriyle kendisini tanıtan Handan DEMİRALP; ‘Her şey yeterince olmalı hayatta; ne çok eksik, ne çok fazla... Tadında kalmalı yani, lastik gibi uzamamalı, yorulan, eskiyen, tavsayan ne varsa tamamını ardında bırakıp, terk etmeyi, ayrılmayı göze alıp, kullanılmayan giysileri ayıklar gibi ayıklamalı insan hayatındaki kavramları. Ki; yenilere yer açabilsin.’ diyor.

Tırmık İzi, bir sanal günceye ad olarak konmuş olsa da hayatın bütün gerçekliğini içinde barındırıyor. İnancın köşe taşlarına yuvarlanan cümlelerle, rûhunu san’âttan almış bir ‘ifade ustası’nın kendisini dillendirdiği bir eser olarak yüreğinize dokunuyor ve gönül tellerinizi akort ediyor.................."

Kitabının sana ve hepimize hayırlı olmasını gönülden diliyorum Handancığım..
Hayrı çok, kazancı bol Olsun.. :)

06 Temmuz 2009 Pazartesi

Siz Değilseniz Kim, Şimdi Değilse Ne Zaman?

Yazılarımda sıkça kullandığım bir kavram var biliyorsunuz: “Hayatınızın sorumluluğunu alın” diyorum. Peki ne demektir insanın hayatının sorumluluğunu alması?
Sigara içiyorsunuz ve sağlık problemleriniz var. Doktorunuz sigarayı bırakmalısınız diyor. Siz ne diyorsunuz: “Nasıl olsa birgün öleceğim, sigara içmeyenler ölmüyor mu sanki?” Hem zaten daha önce de 2 kez bırakmış ama tekrar başlamıştınız.
Fazla kilolarınızdan şikayetçisiniz, ama ne sağlıklı besleniyor, ne spor yapıyor, ne de hayat tarzınızda başka bir değişiklik yapıyorsunuz. Kim zayıflayacak sizin yerinize diyetisyeniniz mi, eşiniz mi? Hem zaten daha önce de istediğiniz 10 kiloyu vermiş tekrar almıştınız.
........................................................
Devamını burdan okuyabilirsiniz.
Annem geçen hafta tam da tatile gideceği gün, tabakları dolaba yerleştirirken sandalyeden düşüp ayağını kırmış. Akşam gittiğimde ayağı alçıya alınmış, ağrı kesici içilmiş ve ilk ziyaretçiler gelmeye başlamıştı bile..
11 yıl önce ayağım kırıldığında onun bana yaptığı hizmeti tam olarak da yapamasam da, bütün hafta onun evine taşındık.. Haftasonu da anneciğimi yıkadım güzelce, işkembeciden paça çorbası alıp götürdüm, kırığa iyi gelir derler ya.. Koltuk değnekleriyle zıp zıp dolaşıyor evin içinde.. :) Öyle geçti geçen hafta, yarın 1 hafta olacak, kontrole gidecek, bakalım ne diyecek doktor..
Sağlıklı ve keyifli bir hafta olsun hepimize..
Sevgimle kucaklarım :)