29 Haziran 2009 Pazartesi

Parayı Çekin...

3 haftadır konumuz para oldu: Para bilincimiz, değiştirmemiz gereken kodlarımız ve geliştirmemiz gereken konular, halihazırdaki parasal durumumuz, parayla ilgili hedeflerimiz ve bunları gerçekleştirirken dikkat etmemiz gereken hususlar derken para yolculuğumuzun sonuna geldik.. Bugün tüm yazdıklarımı şöyle bir toparlamak ve konuya kuşbakışı bakmak istiyorum:
Para için yaptığımız çalışmalarda aslolan parayla ilişkimizi eksiklik, yokluk, zorluk seviyesinden varlık, bolluk, kolaylık seviyesine getirmektir. Yoksulluk, para ya da maddi olarak ölçtüğümüz diğer şeylerin yok olması demek değildir. Yoksulluk zihinimizin bir durumu...Aynı şekilde refah da paramızın, arabamızın, yatımızın – katımızın olması anlamına gelmiyor. Refah da zihnnimizin bir durumu.. Başarı ve bolluk bilinçli seçimlerle, inançlarla ve bilincin programlanmasıyla gelir. İnançlarımız, duygu ve düşüncelerimiz parayı ve bolluğu hayatımıza çekmede önemli rol oynar. Neye inanıyorsak, neyi düşünüyorsak onu çekeriz ve bu inanç ya da düşünceyi değiştirene kadar da aynı şeyi çekmeye devam ederiz.
....................................................
Devamını burdan okuyabilirsiniz.
Bolluk ve bereket içinde, mutlu bir hafta OLsun..
Sevgimle kucaklarım :)

22 Haziran 2009 Pazartesi

Finansal Özgürlük Stratejisi...

Para için bilinçaltımız ne diyor, kodlamalarımız neler bunları tespit ettikten ve geliştirmemiz gereken konulara baktıktan sonra artık finansal özgürlüğe 1 adım daha yakınız. Sıra geldi parasal stratejimizi belirlemeye..
Paramızı idare etmek için ilk yapmamız gereken halihazırda neleri uygulamakta olduğumuza bakıp bir yol haritası çizmek:
* Uyguladığınız bir strateji var mı yoksa aydan aya ipin ucu iyice kaçıyor mu? Bir stratejiniz yoksa öncelikle neyiniz var neyiniz yok bir envanterini yapın:
................................
Devamını burdan okuyabilirsiniz..
Keyifli bir hafta dilerim.
Sevgimle kucaklarım.. :)

15 Haziran 2009 Pazartesi

Paranızın Sorumluluğunu Alın...

Geçen hafta para bilinci hakkında yazdıklarımdan sonra “tam da beni / eşimi / kardeşimi.... yazmışsın” mesajları gelince konuya devam etmem gerektiğini hissettim. O nedenle para bilincimizin farkına vardıktan sonra neleri geliştirmemiz gerektiği bu haftanın konusunu oluşturuyor.
Nasıl “ben bunu yapamam” yerine “bunu nasıl yapabilirim” diye sormak gerekiyorsa, para konusunda da “bedelini karşılayamam” yerine “bedelini nasıl karşılayabilirim” sorusunu sormak işin temeli ve özü..
Parayla yaptığımız 2 temel eylem var:
.................................................
Devamını burdan okuyabilirsiniz..
Yeni haftamız keyifli OLsun..
Sevgimle kucaklarım.. :)

08 Haziran 2009 Pazartesi

Para Bilinci...

“Parayı Sevin” başlıklı bir yazım vardı hatırlarsınız. Parayla olan ilişkimiz ve genel anlamda ekonomi, kriz olsun olmasın hepimizin her zaman gündeminde olan bir konu... Gelirimiz, giderimiz, harcama ve tasarruf politikamız, yatırım araçlarına olan ilgimiz çoğu zaman aile ya da arkadaş sohbetlerinin ana konularından biri olabiliyor. Bazen de bu konularda profesyonel danışmanlık alıyoruz.

Tüm bunlardan yola çıkarak para konusuna biraz daha yakından bakalım istedim:
* Kişinin para bilinci: İnançları, kalıpları, para ile ilgili değerleri,
* Halihazırdaki parasal durum: Gelir – gider dengesi ya da dengesizliği, borç durumu, başkalarına yardım (burs verme ya da herhangi bir masrafının karşılanması), para biriktirme, harcama ve yatırım alışkanlıkları,
* Para ile ilgili hedeflerin tespiti: Geçmişte yapmak isteyip de yapılamayanlar, gelecekte yapmak istenenler,
* Bu hedeflere ulaşmak için kaynakların araştırılması: Halihazırdaki ve olası gelir kaynakları,
* Nelerin yapılacağı yahut geliştirileceği hususunda karara varılarak yol haritasının çizilmesi.
Ana çerçeveyi bu şekilde çizdikten sonra gelin para bilinci ve parayla olan ilişkiyle başlayalım:

***************************************

Devamını burdan okuyabilirsiniz...
Mutlu bir hafta dilerim, sevgimle kucaklarım :)

01 Haziran 2009 Pazartesi

Farkında mısınız?

Biz küçükken hasta olduğumuzda rahmetli babaannem baş parmağını göbeğimize koyar, nazar duası okur, bazen de kurşun döker “nazar değmiş” derdi.. Bizse ne yaptığını pek de anlamaz; bazen kikirder, bazen şaşkın bakar ama her nasılsa iyileşirdik.. O zamanlardan aklımda kalan ve bugün de sıkça kullandığım bir atasözü var: Hayır söyle işine, hayır gelsin başına.. İşte size çekim yasası, bundan iyi nasıl anlatılır ki.. :) Benim yaşlı bilge babaannem “sır”rı çözmüştü ve sözlerinin hayatına olan etkisinin farkındaydı...

Devamını burdan okuyabilirsiniz..

****************************************************

4 günlük gezinin daha 1,5 gününü yazabilmişken üstüne bir de dün Söğüt - Bilecik dolaylarındaydık.. Ayağı yanık kedi gibiyiz valla, Mayıs ayına 3 gezi sığdırdık, 31 günün 8 günü geziyle geçmiş, bunun içinde ev dışında geçirilen haftasonları da yok daha.. Bütün kış eve tıkılınca böyle atıverdik kendimizi dışarılara işte..

Cumartesi günü de Nilambara, Berrin ve Burcu ile Trakya fotoğaraflarını gözden ve elden geçirdik.. Toplamda 2000 kareden fazla fotoğraf.. Bakıp gülüştük, anıları hatırladık.. Sevgili arkadaşlarıma keyifli gezimiz için bir kez daha teşekkür ediyorum..
Keyifli bir hafta olsun..

Sevgimle kucaklarım :)