Her yıl yaz ayları yaklaşıyorken şöyle bikaç kilo fazlası olanları
bir telaş alıyor; kışın alınan kiloları verip mayonun içine girmek.. :) Ben de evlendikten sonra aldığım kiloları yazı beklemeden vereyim, baharı hafiflemiş karşılayayım düşüncesi ve arzusuyla geçen haftayı bolca haşlanmış sebze yiyerek geçirdikten sonra bu konuda yazmalıyım dedim.. Çünkü bu yeme – içme halleri insanın hayatında sahiden “fark yaratacak” şeyler.. Yeme alışkanlıklarımız çocukluktan itibaren şekillenmeye başlıyor.. Kimi yiyecekleri seviyor, kimini ağzımıza koymuyoruz. Mesela ben 27 yaşıma kadar domates yemedim, salatalık yemeye son yıllarda, çarliston biber yemeye ise bikaç haftadır başladım.. Bunlarla ilgili küçükken ne olmuştu hiç hatırlamıyorum ama neden balık yemediğimi çok iyi hatırlıyorum: Babam balık yemem için çok zorlardı beni. Masanın bi ucunda ben, bi ucunda o kalırdı; lokmalar ağzımda büyür, bi lokma yer, bi yudum su içerdim.. Balığa nefretim böyle gelişti. Baturhanla çıkmaya başladıktan sonra o kılçıkları ayıklayıp bana balık yedirmeye başladı, tabii bol bol ve çok severek olmasa da hayatıma balık girmiş oldu.
Yetişkin hallerimizde ise beslenme durumlarına bakınca 2 grup insan görüyorum: Yaşamak için
yiyenler ve yemek için yaşayanlar.. Yemek için yaşayan, hayatın tadını yemekte arayan, yemek yiyerek üzüntüsünü, kızgınlığını, yoksunluğunu, hayalkırıklığını gideren, sevgi açlığını doyurmaya çalışan, huzuru, keyfi ve mutluluğu yemekte arayan insanlar var. Aslında böyle halleri zaman zaman hepimiz yaşayabiliyoruz. Ama bunu hayatın tümüne yaymışsak ve yemek gerçekten hayatımızın amacı ve merkezi haline gelmişse burda ciddi bi sorun var demektir ve bunun kesinlikle çözüme kavuşturulması gerekir. Yaşamak için yemek ise en kısa tanımıyla “dengeli ve yeterli beslenmek” anlamına geliyor. Tüm besin gruplarından, bedenimizin ihtiyacı olan enerjiyi karşılamaya yetecek miktarda tüketmek gerekiyor. Ayrıca öğünlerin düzenli olması da önemli.. Kilo alma kaygısıyla öğün atlamak, hiç yememek, miktar ve zamanlama açısından dengesiz bir yemek düzeni kurmak kilo vermek bi yana kilo almaya bile neden olabiliyor..
Gelin bu hafta beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirin:
Öğünleriniz düzenli mi, Farklı besin gruplarından dengeli bir şekilde tüketiyor musunuz,
Enerji ihtiyacınızı karşılamak için mi yiyorsunuz,
yoksa duygusal çöküntülerinizi / stresinizi yemek yiyerek mi iyileştirmeye çalışıyorsunuz?
Bedeninizle mi bağlantı halindesiniz, açlığınızla mı?
Bedeniniz, vücut ölçüleriniz ya da kilonuzla ilgili hissiniz nedir?
Beslenme alışkanlıklarınız ve kilonuzla ilgili hedefinizi ortaya koyun. Neden ve ne zaman bu hedefe ulaşmak istiyorsunuz? Başarmak için gerekli olan şeyleri kendi kendinize mi yapacaksınız yoksa dışardan bir desteğe mi ihtiyacınız var?
Bu soruları cevaplandırdığınız zaman belki şimdiye kadar farketmediğiniz şeyleri farkedeceksiniz ve hayatınızda fark yaratacaksınız..
Bu arada ben ne mi yapıyorum: Günde 2 litre su içiyorum, 3 ana öğün yanında 3 de ara öğünüm var, sebzeyle yoğurt, etle salata yiyorum, bi de itiraf ediyorum arada Baturhan’ın yediği tatlılardan azıcık tırtıklıyorum.. :))) Hedef 2.evlilik yıldönümümüzde gelinliğin içine girmek :) Ee bu kadar okuyucunun önünde bunu söyledim ya, ben artık aç gezerim be yavvvv... :))))))
Afiyet dolu bir hafta OLsun.. :)