30 Kasım 2009 Pazartesi

Mevlana Oğluna Der ki...

Bugün sizlerle Mevlana'nın oğluna öğüdünü paylaşmak istedim, yaşamınız ışık ve sevgi dolu OLsun..
Mevlana oğluna der ki:
“Bahaeddin! Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!
Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!
Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen, fena söyleyici, fena öğretici, fena düşünceli olma! Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun.. İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.
Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun. İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.
Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi çiçeklenir, gül ve fesleğenlerle dolar. Düşmanları andığın vakit, için dikenler ve yılanlarla dolar, canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir.. Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar, içlerindeki karakteri dışarı vurdular. Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu, hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular.”
Mevlana oğluna der ki:
"Bahaeddin! Düşmanını sevmek, düşmanının da seni sevmesini istersen, kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur.
Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır."
Sevgimle kucaklarım.. :)
(foto Aralık 2007, Şeb-i Aruz törenleri - Konya, Baturhan Atabey)

7 yorum:

Belgin dedi ki...

Mevlana´nin söyledigi her söz gibi bunlarda cok güzeller, keske hepimiz becerebilsek...
Becerenlerden olmak dilegiyle
öptüm kactim gülüm:))

birdutmasali dedi ki...

çok sevdiğim bir bölümdür ..
mail kurtumda hep saklarım..
paylaşımına teşekkürler..
sevgiler.

Cikolata Agaci dedi ki...

Bunları uygulamak çok zor özellikle sevmediğimiz birilerine karşı ama önemli olan da zoru başarıp cennet kapılarının anahtarına sahip olabilmek olsa gerek..

nurcan.mutluer dedi ki...

Merhaba Sevgili Çiğdem Hanım,

Size uzun zamandır yazmasam da yazılarınızı ilgiyle takip ediyor, paylaşımlarınız ve emekleriniz için ( bir okurunuz olarak) size çok teşekkür ediyorum.

Bu haftaki yazınızda Hz. Mevlânâ’mızın öğretilerinden birini bizlerle paylaştığınız için size çok teşekkür ediyorum. Hz. Mevlânâ’mızın her öğretisini çok anlamlı buluyor, bu öğretilerden öğrendiklerimizi yaşamamıza uyarlamamızın bizler için önemli olduğunu düşünüyorum. Bölücülere karşı en güzel yanıtı yıllar öncesinde bizlere Hz. Mevlânâ’mız vermiş. Sadece 1- 17 Aralık tarihlerinde değil, yılın her döneminde onu hatırlamamız, söylemlerini yaşamımıza uyarlamamız gerekir, diye düşünüyorum.

13 Aralık benim doğum tarihim. Doğum tarihlerimin bu özel döneme ait olmasından mı kaynaklanıyor bilmiyorum, belki genlerimden ve yetişme tarzımdan Hz. Mevlânâ’mızın felsefesini kendime çok yakın hissediyor, düşmanlarımız dediğimiz insanları bile ben seviyorum. Düşmanlarımız olmasa belki dostlarımızın değerini yeterince anlayamazdık. Sonra düşman dediğimiz kişiler de kimler? Bu ölümlü dünya da neyi paylaşamıyoruz, Allah aşkına! Dostluk, sevgi, hoşgörü ve paylaşım varken önce insanı sonra çevresini bitiren negatif duyguları evrene göndermenin ne anlamı var ki? Nasılsa her insan bu dünyada da öbür dünyada da çevresine ( evrene) hangi enerjiyi veriyorsa karşılığında yine onu alıyor. Olumsuz düşüncelerle kendimizi ve çevremizi niye zehirleyelim ki!

Yine Hz. Mevlânâ’mızın güzel sözlerinden bir kaçı “Testide ne varsa dışarıya o sızar”. “Kardeşim sen düşünceden ibaretsin, Geriye kalan et ve kemiksin, Gül düşünürsün gülistan olursun, Diken düşünürsün dikenlik olursun”

Bu güzel ve anlamlı sözlerin üzerine daha başka ne söylenebilir ki!...

Sevgim ve teşekkürlerimle…

Delfina ; dedi ki...

Bu kısmı bilmiyordum,ne kadar güzel öğütler.Olumlamalarımızı kolay uygulayabiliyor olmamız,varolan inancımızdan kaynaklanıyormuş meğersem...

Sevgiler Çiğdemcim...

Cheetos dedi ki...

paylaşımlarınıza teşekkürler sevgili dostlar, en güzeli sanırım tüm çözümlerin bizde, içimizde olduğunu görmek..

sevgimle kucaklıyorum sizleri..

owl dedi ki...

çok güzel bir öğüt bu. özelliklede bu aralar benim çok çok okumam lazım bu öğüdü...