13 Mart 2009 Cuma

Hoşgelsin Bahar..

İtiraf ediyorum; annemin her sene "bahar temizliği" adıyla evi didik didik döküp, yıkayıp arıtması olayına gıcık oluyordum: "Anne bunlar daha temiz, geçen gün yıkamadın mı / yok kızım 2 ay oldu, bi sudan geçsin.. " Tam bir su canavarı olan annem balkonları foşur foşur yıkamaktan, bulaşıkları bilmem kaç kere durulamaktan (makina olmayan yıllarda), çamaşırları suya bastırmaktan, kapıları silip karşısına geçip kendi yansımasını seyretmekten pek keyif alırdı, hala da alıyor.. :) Gerçi artık fiziksel anlamda gücü pek yetmediğinden kendi yapamıyor bazı şeyleri ama pek güzel yaptırıyor...
Annemin bu temizlik konusundaki defosu bissürü şeyi biriktirip atmamasıydı. Lazım olur deyip atmadıkları, kullanmadığı halde vermeye kıyamadıkları, sevmese de filanca hanım getirdi birine vermek ayıp olur diye düşündükleri, bundan toz bezi yaparım şundan paspas olur dedikleri derken kapıların arkası tıkış tıkış olurdu. Eve bal dök yala, ama kapılar açılmıyor.. Tabii oturduğumuz evlerin küçük ve hane halkının da kalabalık olmasının da bunda payı vardı ama bu yine de genç kızlığından kalma bluzları hala saklamasını haklı çıkarmıyordu. Hatta bi keresinde anne dedim, hadi biraz ayıklama yapalım; yıllar önce diktiği elbiselerin kalıpları, astar - kumaş kırpıkları, o yıllardan kalma dikiş dergileri ve de kullanılmamış ama kullanılması umudu taşınan patron kağıtlarını görünce pes dedim.. :)

Bense hep derli toplu oldum, evde öyle çok temizliğe filan katkım olmazdı ama odam her daim düzenliydi. Feng shui'nin adını duymadığım o yıllarda muhtelif aralıklarla bütün dolaplarımı çekmecelerimi döker, kendi çapımda sadeleşme çalışmaları yapardım. Hakkını yemeyeyim annem de bu konuda bayağı geliştirdi kendini, "sen diyorsun ya at diye, atıyorum artık" diyor geçen gün bana.. İyi ediyorsun dedim, at ki yerine yenisi gelsin..
Bunca lafı nereye bağlayacağım, şimdi ona geldi sıra.. Mart ayının ortalarını bulduğumuz şu günlerde ben de bahar temizliğine soyundum.. Gerçi Baturhan'ın da katkılarıyla bizim ev her zaman düzenli ve temiz oluyor. Ama hani biraz daha detay işler yapabileyim diye hafta içi vakit ayıramayacağımdan 3 hafta sonunu perde - tül yıkamak, ince ayar işler yapmak üzere planladım.. Planın ilk ayağı başarılı idi, bu haftasonu biraz çekmece - dolap dökeceğim.. Temizlik için aldığım yardımı da ekleyince Mart sonunda dip köşe arınmış; eski / kullanılmayan / kırık dökük bişeyler varsa verilmiş / tamir edilmiş olacak. Ev cismen ve ruhen ferahlayacak, enerjisi tazelenecek ve baharı karşılamaya hazır hale gelecek.. Ben de bu işleri yaparken girdiğim derin meditasyon halleri ile bakalım nelerden arınacak, kıyıda köşede kalmış hangi kodlarımın farkına varacak ve onlardan arınma fırsatı bulacağım.. :)
Hazır ev baharı karşılamaya hazır hale gelmişken bir "hoşgeldin bahar buluşması" mı yapsam acaba? Süper fikir; Ankara'da olan, olmayıp da gelebilen tüm sevgili dostlar buyursun; börekler açamasam da milföy hamurundan güzel börekler yaparım size.. :)

Buyrun gelin, bahar hoşgelsin evlerimize, yüreklerimize.. Tazelenelim, çiçekler açalım..
Sevgimle kucaklarım.. :)

12 yorum:

Belgin dedi ki...

Canimcim, aldim börekleri, kurabiyeleri ve bir demette sümbül, ama adres belirtmemissin:)
Senin de gönlüne Bahar dolsun:)

Pamuk Prens'in annesi dedi ki...

Bir bahar temizligi yapmaya benim de ihtiyacim var. Sanirim bugun yazinizi okumam tesaduf degil. Evde bahar temizligi yaparken, belki asil temizligi kendimde yapmis olurum :)

Karsilastigimiza memnun oldum...

Sevgilerimle...

guguk kuşu dedi ki...

cheetosum, ohhh benim de yüreğime bahar geldi bile buralarda daha açmasa da armut ve ayva ağaçlarının çiçekleri açtı içimde. Arada bir gözleri dolsada gökyüzünün, biliyorum ki çiçekler açacak......sana kolay gelsin

Mehtap P.G dedi ki...

Ah Cheetos'cugum.. Ah... bir yandan veriyorum, bir yandan kagitlar, gazeteler, notlar defterler birikiyor etrafimda.. benim de genc kizlik bluzlarim var vermeye kiyamadigim.. yani kendime niye soz geciremiyorum sence.. dolaplari dokup dokup geri topluyorum.. bir tane fanila ayirip kenara.. Niye sence?

Cheetos dedi ki...

bilmem ki Mehtapcım, sence niye? Geçmişten vedalaşmadığın, tamamlamadığın ya da bugün eksikliğini hissettiğin de o günden kalanlarla bugünü kurtardığın şeyler olabilir mi? O bluzlar sana ne çağrıştırıyor, ne hissettiriyor, onlarda olup da bugünde olmayan ne?

Benim de kırmızı farbelalı bir elbisem vardı, yıllarca giymiştim; sonra üstüne yağ döküldü ve leke çıkmadı ama ben yıllarca onu sakladım, ne kimseye verdim, ne de toz bezi yaptırdım anneme.. Sonra ne oldu biliyor musun, bu elbiseyle aramdaki bağ nedir diye sordum kendime, neden vazgeçemiyorum. Başka şeyleri veriyorum atıyorum da buna niye aynı şeyi yapamıyorum? Onu giydiğim zaman kendimi nasıl "küçük kız" hissettiğimi farkettim. Ben hep "abla" ve "nöbetçi anne" olduğum için bir türlü küçük kız olmamıştım.. Bunu farkettiğim an olay çözüldü. Şimdi en ciddi iş kıyafetlerimin içinde, topuklu ayakkabılarımla "küçük kız" olabiliyorum.. İstediğim zaman ve mekanda..

Sen de bi de böyle bakmaya ne dersin, bakarsın bişeyler çıkar..

dolunay dedi ki...

Yazını ilk defa okudum .kendımı buldum canım .sevgıyle kal .

Cheetos dedi ki...

@Belgin: Cheetos - Ankara dersen bulur sümbül çiğdemini :)

@Pamuk Prens'in annesi: evdeki temizlik asıl zihnimizde yankısını buluyor, şimdiden kolay gelsin.. :)

@Guguk Kuşu: Çiçeklerin bol, gönlün cıvıl cıvıl OLsun.. :)

sevgiler hepinize..

baturhan dedi ki...

Ahanda.. bizim evde parti zamanı gelmiş :) Karıcıgım son cemre senin kafana düştü galiba.. Ben, kocan.

Cheetos dedi ki...

Sevgili Dolunay hoşgeldin, sefalar getirdin.. Hepimizi yazıyorum, seni, beni, onu...

Adsız dedi ki...

Her yazınızı keyifle okuyorum.
Sevgiler
Emel

Ful yaprakları dedi ki...

ama daha bahar gelemedi ki:(
bir ılık oluyor ardından yine yağmurlar yine soğuk..
tamam baharın yağmurları vardır ama hava daha ısınmadı ki:((
havalar ısınsa bir an önce ben de şu kışlıkları kaldırıp incecik şirin yazlıklarımı çıkarsam..
ah ahhh

Cheetos dedi ki...

Sevgili Emel hoşgeldin, gene gel, hep gel.. :)

Ful'üm, az kaldı, biraz daha sabır..