5 Mart 2009 Perşembe

Denenmek...

Ahmet Altan'dan...
**********************
Arenada, bütün şövalyelerin aşık olduğu ve evlenmek istediği harikulade güzel prenses, kral babasıyla birlikte oturuyor. Çevreleri genç ve yakışıklı şövalyelerle dolu. Hepsi küçük bir tebessüm için bekliyorlar. Borazanlar çalınıyor ve aslanlar çıkıyorlar arenaya. Kocaman yeleleri, gergin belleri, iri pençeleriyle kükreyerek dolaşıyorlar. Prenses zarif ellerini saklayan uzun eldivenlerinden birini çıkartıp aslanların arasına atıyor.
"-Kim eldivenimi alıp bana getirirse onunla evleneceğim."
Müthiş bir sessizlik oluyor, bir anda herkes susuyor. Bir şövalye diğerlerinden ayrılıyor, taş merdivenlerden ağır ağır inmeye başlıyor, parlak çizmelerinin çıkardığı adım sesleri tek tek duyuluyor. Arenaya giriyor, aslanlar hareketsiz ve şaşkın, bu cesur şövalyeye bakıyorlar. O, hiçbirine aldırmadan eldiveni alıyor, gene adım sesleriyle taş merdivenleri çınlatarak çıkıyor. Eldiveni prensesin kucağına bıraktıktan sonra, kendisine hayranlıkla dönen prensese bir kez bile bakmadan yürüyüp gidiyor.
****************************
Nietzsche "Tanrıyı ve insanları deneme!" diyor. Schiller "Eldiven" şiirini yazıyor. Biz herkesi her zaman deniyoruz, emin olmak, güvenmek istiyoruz, sevgisini ve bağlılığını her an kanıtlasın, hayatını ve her şeyini tehlikeye atsın ve bunu binlerce kez yapsın istiyoruz. Kendimizle ve korkularımızla öylesine doluyuz ki, hiçbir duyguyu, hiçbir insanı, hiçbir nesneyi olduğu gibi bütün gerçekliğiyle göremiyoruz, her şey kendimizle ve korkularımızla oluşturduğumuz prizmalardan kırılarak ulaşıyor bize, herşeyi olduğundan başka bir biçimde, olduğundan başka bir yerde görüyoruz. Belki de bu yüzden aradığımız şeyleri aramamız gereken yerlerden başka yerlerde arıyoruz.
Mutlulukla aramıza, korkularımızı ve kendimizi sokuyoruz...
Ben daha ne diyeyim, sevgimle paylaştım :)

9 yorum:

guguk kuşu dedi ki...

günaydınlar çheetoscum, söze gerek kalmamış, herşey tam da dediğin gibi. seni okumaya devam edeceğim, belki de en ihtiyacım olan andan yetiştin.

serpil dedi ki...

Çiğdemcim yazılarını nakışa benzetiyorum, her biri ayrı güzel ama birleşince ortaya harika şeyler çıkıyor,neler öğreniyorum, ve mutlu oluyorum.
Ben de bunu sevgimle yazdım.

orguknit dedi ki...

Merhaba
Bloğunuza ilk defa rastlıyorum ki
iyi ki rastlamışım.
Paylaşımlarınızı çok beğendim.
İzlemeye alıyorum.
Görüşmek üzere.
Sevgiler...

Cheetos dedi ki...

Sevgili Orguknit hoşgeldin.. Yorumlarını merakla bekliyorum :)
sevgiler..

Bilbo dedi ki...

Hatta yalnızca başkalarını değil çoğunlukla kendimizi de olduğundan başka bir yerde görüyoruz... Bunları hatırlattığın için çokkk teşekkürler...

Nilambara dedi ki...

"Mutlulukla aramıza, korkularımızı ve kendimizi sokuyoruz..."
sayfalar dolusu anlam içeren bir başucu cümlesi...
sevgimle :)

GELİNCİK MUTFAK dedi ki...

Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz nisan yağmuru kadar bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.

kadınlar gününde kutlu olsun...

Mehtap P.G dedi ki...

Hayir kanitlamasinlar bunu hergun bizi sevenler,ama soylesinler.. Hicbirsey kaybolmaz soylemekle, iletmekle, biraz anlatmaya calismakla.. Cunku hepimizde her davranisin anlami ayni kodlarla yazili degil..

Cheetos dedi ki...

sevgili Gelincik, hoşgeldin, ne iyi ettin de geldin.. Senin de günlerin gecelerin huzur dolsun..

Mehtapcım, işte biraz da herkesin "yazılımı" aynı olmadığı için söylemiyorlar sanırım :) Ama dediğin gibi söylemekle hiçbirşey kaybolmaz; bilakis çoğalır ve zenginleşir.. Seni seviyorum ve bu güzel gün ve gecede herkesi sevgimle kucaklıyorum :)