17 Şubat 2009 Salı

İçinize Bakın ve Görün...

Sabah bi arkadaşım parlamışsın, yüzün ne aydınlık deyince, senin aydınlığın yansıyor dedim.. Kozmetik ürünlerinin de etkisi vardır tabii ama bu aynalık mevzuu derin.. :)
Hep başka insanların bize aynalık ettiğinden söz ederiz. Başkalarında kızdığımız / öfkelendiğimiz / bizi üzen her ne varsa bunları GÖRMEMİZİ engelleyen şey, aslında kendi içimizde olup da görmekten kaçtığımız şeylerdir. Aslında kendimizden kaçıyoruzdur.
Bi kere bunu anladık mı, işte o zaman diğerlerine de bakışımız değişecek.. Hissetiklerinize dikkatinizi yöneltin, duygunuzu açık seçik tarif edin.. Size bunu hissettiren şey karşınızdakinin davranışı değil; sizin içinizdeki farkedilmeyi ve temizlenmeyi bekleyen bir olay, bir duygu, bir düşüncedir..
İçinize bakın, göreceksiniz..

6 yorum:

Basak dedi ki...

ayna meselesi anlaşılması en zor olan spirütüel çalışma belki de... Çünkü pek çok insanın bu durumu "kader kurbanı", "kurban", "suçlu" şeklinde algıladığına sahit oluyorum. Mesela kendini bilmez bir insanın yersiz saldırısına maruz kalan sağ duyulu biri bile bunu şu şekilde yorumlayabiliyor: "bu başıma geldiğine göre demekki hakkettim bunu, ben de bir sakatlık var, ben suçluyum o zaman"... anlatabiliyor muyum?? Hatta bu yaklaşım pek çok kendini bilmez insan tarafından yeni bir saldırı malzemesi olarak kullanılabiliyor "Bu densiz davranışımı sonuna kadar hakkettin canım, başına geliyorsa sen sebep olmuşsundur"... Oysa konu hakikaten daha başka bir şey. Sen buna işaret etmişsin ama sanırım biraz daha açılmalı.

Cheetos dedi ki...

Başakcım ayna meselesi sahiden derin.. Debbie Ford'un Işığı Arayanların Karanlık Yanı (http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=57353&sa=39605589) adlı kitabında bu konu çok güzel anlatılmış..

Bence karşımızdakinin bize aynalık etmesi şöyle oluyor:
bizim kendimizde görmediğimiz / yadsıdığımız/ kabul etmediğimiz/ şifalandırmadığımız yönlerimizi bize gösteriyor.. Zaten de bu yüzden karşımızdakine kızıyoruz, görmek istemediğimizi bize gösterdiği için..

kurban olma durumu da böyle bir aynalıkla ortaya çıkabilir elbette.. ama daha ziyade hayatımızın sorumluluğunu almayıp, kendimizi zavallı görmekle oluyor: küçükken öksüz kaldım, herkes bana kötü davrandı, param da yoktu, okula da gidemedim, işte bu yüzden bu haldeyim, zavallı ben!..

işte burda hayatımızın sorumluluğunu ele almak, tamam böyle oldu ama bu benim hayatım ve ben artık şunu yapmayı, şöyle olmayı seçiyorum deyip eyleme geçmek gerekiyor.

başka arkadaşlarımız da fikirlerini paylaşırsa sevinirim, zira sahiden önemli bir konu..
sevgilerimle..

funda dedi ki...

başkası hakkında vardığımız yargıların da sebebi bu galiba cheetos, mesela birisi hakkında çok kıskanç diye bir yargıda bulunurken, bizde olan bir özellikten söz ediyoruz belki de..
bir de ben oğlumun benim aynam olduğunu söylerim hep. yani ben mutluysam o da mutludur, benim gerginliğimde hemencecik ona geçiverir. çok güzel çeker ve iletir bende gördüklerini.. böyleyken böyle işte..

Mehtap P.G dedi ki...

Ben hic iki yuzlu bir insan oldugumu sanmiyorum ve oyle davrananlara cok kiziyorum..Yani? asla sorumluluktan kacmam, kendi isimi baskasinin uzerine yikmam..Oyle yapanlara tahammul edemem.. Yani?
galiba hicbirsey anlamadim...

Basak dedi ki...

Bu açıklama ile mesele biraz daha aydınlanmış, sağol Cheetos. Kitabı bir kaç seferdir kitapçıda görüyorum, elim gidiyor ama biraz daha araştırayım diyordum (malum piyasada bu tür yayınlar konusunda ciddi bir patlama var, bazıları hava civa çıkıyor, dikkatli seçmek lazım:))

Fakat kızgınlığın/öfkenin sebebi her zaman bu kadar "derin" köklü olmayabilir, bazen kendi kişisel bütünlüğünü ya da onurunu korumak adına verdiğin tepki anlık olarak kızgınlık ya da öfke enerjisi içerebilir. Eğer bu tepkiyi verdikten sonra kendini kuş gibi hafif ve hala huzurlu hissediyorsan, bence o ana uygun bir reaksiyon olmuş demektir. Yok, eğer kızgınlık ve /veya öfke, bunları sebep olana yönelttiğin halde hala içinde büyümeye ve senden bir şeyler yemeye devam ediyorsa, işte o zaman bir terslik var demektir. Bizi bu kadar çileden çıkaran olayı artık "ayna" olarak kullanma zamanı gelmiştir.

Duyguların serbestçe akmasına izin vermek gerekir diyorum ben, serbest akımına engel olunduğunda insan psikolojisi ve bedeninde derin yaralar açıyorlar. Serbest bırakılınca, onların temel doğasını daha kolay anlayabiliriz hem: Tüm duygular GEÇİCİDİR! El mahkum, gelir ve geçer. Ama bunları içlerinde barındırdıkları enerjilerle gereği gibi yaşamadığımız, yaşayamadığımız zaman, onlara bir tür gem vurmuş oluyoruz veya o duygulara demir atıyoruz. İçimizde sabitliyoruz.

Mesela yukarıdaki gibi hala içte büyümeye devam eden kızgınlık/öfke zamanında yaşanmamış başka öfke/kızgınlık duygularının içeride birktirildiğini ve artık iltihaplandığını; bir olayla da patlayıp akmaya başladığını gösterir. O yaranın altında ne var acaba? buna bakmalı. Bakma kısmı da işin diğer zor yanı olabilir pek çok insan için:)

Cheetos dedi ki...

Mehtapcım, aynalık durumunu illa ki karşımızdaki bizdeki kötü tarafları gösteriyor diye görmemek lazım diye düşünüyorum.
Bi de şöyle baksak:
Belki biz bazı davranış ve sözlerimizle aslında kendimize çok yükleniyor, kendimize haksızlık ediyor olabilir miyiz? Sorumluluktan kaçmayıp bedenimize aşırı iş yaptırıyor, kendi işimi kendim yaparım deyip yardım istemiyor ve zaman kaybediyor olabilir miyiz?
yani aslında kendi kendimizle alakalı olup da dengesi kaçmış ama bunu farketmediğimiz durumları bize farkettiriyor olabilirler mi bu aynalar?
Bak sen kendine (zihnine / bedenine..)çok yükleniyorsun,biraz da kendine iyi davran diyor olabilirler mi; ne dersin? Bi de bu taraftan bakmak ister misin?