2 Şubat 2009 Pazartesi

Her Pazartesi 1 Adım - 4; Acil Durum...

Hayatlarımız her zaman güllük gülistanlık olmuyor maalesef.. Akşam ertesi gün için ne planlar yapıyoruz, gece neler oluyor; ya da sabah ne planlarla evden çıkıyoruz, gün boyu neler yaşıyoruz...

Cuma gecesi yattıktan 1 saat sonra küçük yeğenim İpek ateşler içinde uyanmış, sabaha kadar ateşini düşürmek için uğramışlar, başında nöbet tutmuşlar.. Allahtan evde ateş düşürücü ilaç varmış da az biraz ateşini düşürebilmişler. Dolayısıyla da ertesi gün ailecek leyla gibiydiler..

Karlı bir kış sabahı işe giderken yanımdan korna çalıp beni ikaz ederek bir araba geçmişti. Lastiğimi işaret ediyordu ki , içim cız etti “eyvah patlamış mı yoksa?” diye.. Nitekim lastiğim patlamış ama ben buz nedeniyle oldukça yavaş gittiğimden anlamamıştım. İşin kötüsü cep telefonumun şarjı ancak işyerini arayıp acilen birinin gelmesini istemeye yetecek kadardı...

Yıllar önce düşüp kalçamı kırdığımda, beni hastaneye götürsün diye hangi arkadaşımı arayacağıma hemen karar verebilmiştim de, doktor hemen ameliyat etmemiz gerek dediğinde şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilememiştim. O şaşkınlıkla önce “bugün eve gideyim de yarın gelirim ameliyat edersiniz” demiş ancak arkadaşımın “ne evi, hemen yatış işlemlerini yapıyoruz” demesiyle kendime gelmiştim!..

Eminim herkesin hayatında bunlara benzer şeyler olmuştur, olacaktır da.. Hatırlayın, hayat biz
plan yapıyorken olup bitenlerdir.. Peki bu olup bitenlere ne kadar hazırız??

Muhasebede “emniyet stoğu” denen bir kavram vardır. Üretimin devamlılığını sağlayabilmek için sürekli bulundurulması gereken minimum hammadde / malzeme miktarını ifade eder. Siz de özellikle evde küçük çocuğunuz varsa ya da kendinizin kullandığınız ilaçlar varsa bunları ve gazlı bez, derece, tentürdiyot, yara bandı gibi tıbbi malzemeyi evinizde belli bir emniyet stoğu seviyesinde bulunduruyor musunuz?

Herhangi acil bir durumda arayacağınız ya da sizin adınıza aranacak kişi (anne-baba, eş, kardeş, arkadaş) ve kurumların (doğalgaz acil, hızır acil, polis) telefon numaralarını biliyor ve bunları derli toplu hemen ulaşılabilir bir yerde tutuyor musunuz?

Acil durumlarda sizin adınıza karar verilmesi gerekirse bu durumda en çok güveneceğiniz kişiler kimler ve bundan haberleri var mı?

Siz de sık sık “şarjı bitenlerden” misiniz, yoksa telefonunuzun şarjını düzenli olarak kontrol ediyor musunuz?

Annemin hep dediği gibi “bi kenarda bi taksi paranız” bulunur mu, yoksa gece yarısı bankamatik mi ararsınız?
..........................................................................

Elbette ki her an başımıza kötü bişey gelecekmiş düşüncesiyle yaşayamayız; zaten de böyle düşünüp bunları çekmemeliyiz.. :) Ancak bazı şeyler başımıza geldiğinde, aldığımız bazı önlemlerle bunları daha kolay, daha hızlı, daha yumuşak bi şekilde atlatabileceğimiz de bi gerçektir. Hayatınızda ve yakınlarınızın hayatında bir fark yaratmak adına bu hafta bunları bi düşünün bakalım, acil durumlar için alabileceğiniz ne gibi tedbirler var?

Keyifli bir hafta dilerim.. :)

9 yorum:

Basak dedi ki...

Cheetos dediğin noktaya ben sadeleşerek varmaya çalışıyorum; hayatımdan gereksizleri ayıklıyorum ki sadece en gereklilere yer kalsın:) Kolay iş değil, maddeye, eşyaya bağlılık ne anlamsız, kendini sahip olduğun şeylerle tanımlamak ne ironik, ayıkladıkça farkediyorum.

funda dedi ki...

bunların hiçbirini yapmıyorum ben, cep telefonu kullanmıyorum, değil ki şarjının bitip bitmeyeceğinden haberim olsun..ama bana ulaşamayan biri olmadı şimdiye kadar.. kredi kartı da kullanmıyorum çok şükür ki, bankamatiğe koşmak gibi bir sorum yok bu yüzden... ama zor durumda da kalmadım bu güne kadar sanırım, içimden bir ses de hep bunlara ihtiyacım olmadığını söyledi .. zorda kaldığımda da yetişen bişeyler hep oldu hayatımda... çok güveniyorum buna sanırım , mutlaka bir yol bulabileceğimi söylüyor içimdeki, bu sese de çok güveniyorum..

Brajeshwari dedi ki...

Ben çok fena acil durum insanıyımdır aslında.. Hem kendim için, hemde başkaları için.. Tek sorun o an ki paniği ve sinir halinin üstesinden gelmek- gelebilmek ve sogukkanli olabilmek sanırım. Sevgilerimle

Mehtap P.G dedi ki...

tam hatirlamiyorum ama cep telefonlarina "gerektiginde aranacak" kisinin adi uluslarasi bir kisaltma ile kaydediliyor bildigim kadariyla. ogrenince size de yazarim..
uzerinde cok dusunulecek bir yazi.. her zamanki gibi..

Nilambara dedi ki...

Cheetos'cuğum, ilginçtir ki ben de bişeyler ters gittiğinde, aksadığında vs. son derece soğukkanlı ve pratiğimdir, herşey tamamlanıp güven ortamı sağlandığında çözülür ve bir müddet kendime gelemem :)

ne alaka diyeceksin ama şuan; 12 Eylül öncesi, üniversitede terörün en şiddetli anlarından birinin yaşandığı günü hatırladım. Tüm arkadaşlarım panik halinde,ne yapacağını bilemez bir şekilde ağlar, paralanırken son derece sakin birşekilde çantaları, eşyaları ile birlikte arkadaşlarımı toparlayıp okuldan, o kargaşanın içinden sıyrık almadan sıyrılıp çıkışımızı hatırladım. En yakındaki arkadaşımızın evine gittik hep beraber ve herkesin rahatladığı an benim çözüldüğüm an olmuştu, uzun süre de beni toparlamak için onlar uğraşmıştı :))

şimdi aynı tepkiyi verirmiyim bilemiyorum ama o güveni ben de duyuyorum... Korunuyorum, koruyor ve çözümü sunuyor biliyorum :)

ve bu söze yürekten inanıyorum "hayat biz plan yaparken olup bitenlerdir" ve bir de "gelecek korkusu ile bugüne, bu ana ipotek koymak" ta en sevdiğim sözlerden biri, tedbirli olmak iyidir ama abartmadan, korkuyu beslemeden, pratik çözüm üretici olabilmek...

herzaman ki gibi günlük yaşamın içinden son derece önemli uyarıları o güzel anlatımın ile paylaştığın için çok teşekkürler :)
sevgiler,

Cheetos dedi ki...

Sevgili Başak, haklısın gereksizler gidince gerekliler kalıyor; ben buna "işi / görevi biteni göndermek" diyorum; bu eşyalar için de geçerli, insanlar için de..

sevgili Funda, akışa teslim olmak, evrenin ihtiyaç duyduğunda yardım edeceğine inanmak ne güzel..

Mehtapcım, bilmiyordum böyle bir kısaltma olduğunu, paylaşırsan hepimiz seviniriz :)

Sevgili Burcu ve Nilambara, sizin duruşunuzdan belli zaten "panik" düğmesine basınca çıkacağınız :))

aslında şaka bi yana yorumları okuyunca "ya herkes aşmış gene, ne yazacağım ben bu sevgili canlara" diye düşünmüştüm, şimdi bakıyorum da iyi ki yazmışım; evrene güvenmenin, korunduğuna inanmanın önemini ve gerekliliğini hep beraber bir kez daha "hatırlamış" olduk..

rehberliğiniz için teşekkürler sevgili arkadaşlarım..

Basak dedi ki...

Cheetos bak ikidir bunu diyorsun, sakın ha yazmayım demeyesin. bunları çok önemli" hatırlatıcılar" olarak alıyorum ve sanırım her okuyan. Sen bir ateş yakıyorsun, herkes "hımmmm" deyip üzerinde düşünüyor, sonra kendi düşüncelerini paylaşıyor ve bu arada unuttukları varsa onları hatırlıyor. Güne umut dolu başlamak için daha sebep aramalı mı?? Ne güzel...

Cheetos dedi ki...

sevgili Başak, yok yazmayım demedim bu sefer, bilakis iyi ki yazmışım dedim :))

"ateş yakmak " lafı hoşuma gitti; pazartesi adımları bitince bir de "meşale" adımları serisi yaparım ben artık :)))))

ışığın bol OLsun..

Brajeshwari dedi ki...

Ciğdemcimmm
aksine hah bundan gectik diyoruz da, gizlice derine gidiyor yazdıkların. Bakalım orada nerelere varacaksın :) İzleyelim kendimizi yazılarınla...