23 Aralık 2008 Salı

Kardeş Kardeş...

Akşam yemeğinde, bayramda 3 kardeş, eşler ve yeğenler birarada yemek yiyişimiz aklıma geldi birden.. Yorgun bir günün ardından Baturhan’la sessiz sakindik, oysa bayram yemeğinde ne cıvıl cıvıldı ev.. Ufaklıklar gün boyu camın önüne gelen kedileri seyretmiş, yarış halinde çikolata yemişler ve birlikte oynamışlar; erkekler uyuklamıştı. Biz kızlar da evin muhtelif köşelerinde kitaplardan, son günlerde yapılanlardan, yemek tariflerinden, gündelik koşturmalardan söz etmiştik.. Annemse çocukları, gelini, damatları ve torunlarıyla birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyordu.. Bizim evin, sıradan birgününden daha tempolu ve metrekareye düşen insan sayısı bakımından da kalabalık bir günüydü.. :)

Ben evin ilk çocuğu olmak sıfatıyla kardeşlerime ablalık yapmaktan öte, biraz da nöbetçi anne olmuştum.. Ta ki evde annemle başbaşa kalana kadar.. Çocuklar okullarını bitirip iş-güç sahibi olmuşlardı.. Evin en küçüğü “minik kuş” en önce yuvadan uçmuş, onu “sarı tosun” izlemiş ve sıranın ben “karakız” a gelmesi de bir miktar zaman almıştı.. :) O vakitlerde kardeşlerim eşleriyle annemle yaşadığımız eve geldiklerinde, annemle beni emekli olmuş ta çocukları tarafından ziyaret edilen çiftlere benzetirdim.. Oysa şimdi işte herkes benim evimdeydi: Ortalıkta kendisine yabancı gelen herşeye ve herkese korkusundan “got – got” diye dolaşan İpek ve ona ablalık yapan Defne dahil.. Sanki nöbetçi anne değildim artık da, biraz “ağır abla” gibiydim; ee biraz hala, biraz da teyzoş tabii.. :)

Sabah kahvaltısı, öğle yemeği derken bi de üstüne Battal’ın kağıtta levreği gelince, yemekten haraket edemeyecek hale geldik nerdeyse.. Bol yemekli, çaylı kahveli bir gün oldu.. Geriye de fotoğraflara bakıp gülümsemek kaldı...

Pazar günü kızsal bir eylem olan saç boyatma işlemi için kuafördeydim. Aslında bazen ben de sevgili Nilambara gibi kısacık kestireyim ve de boyatmadan kendi siyah – beyaz rengine bırakayım diye düşünmüyor değilim.. Çılgınca mı? Gerçi ilkokuldayken de beyazlarım vardı, alışkınım ben.. Bana çok yabancı bir durum değil amma, bi arkadaşım yaşlanınca yaparsın öyle dedi, oohooo daha çok var o zaman.. :) Yalnız bu aralar pekçok dökülüyorlar, çözüm önerisi olan var mı?

Neyse efendim kuaför dönüşü önceden kararlaştırdığımız üzere yılbaşı ağacımızı ve süslerimizi
çıkardık.. Aslında benim kişisel tarihimde böyle bir gelenek hiç olmadı bizim evde, hatta çocukluğumda böyle şeyler de yoktu.. Herşey Baturhan’ın 2 sene önce apartmanda birinin atılsın diye kapının önüne bıraktığı plastik çam ağacını almasıyla başladı.. Ağacı güzelce yıkayıp temizledik ve de yılbaşlarında süslemeye başladık.. Bunun herhangi bir dini, sosyal ya da başka anlamı ve de amacı yok.. Biraz bize eğlence, eve de biraz renk.. Baturhan ben kuafördeyken gidip Ayla Dikmen, Nil Burak ve Livaneli 35.yıl konser cd’lerini almış.. Bi yandan dinledik, bi yandan çay içtik, bi yandan ağacı süsledik.. Hem eğlendim, hem de çok beğendim, ışıl ışıl oldu..

Sonra komşu kızı Fulin’i çağırdık görsün diye, “ay çok güzel olmuş yav” deyip durdu.. Ben de ona ağacın altına koymak üzere yapabileceği sürpriz hediye için tüyo verdim, yapınca bi resmini gösteririm size de..

Büyüsün diye gözünün içine baktığım çiçeğimin ve sevgili Burcu’nun hediyesi olan baykuş saksı içindeki çiçeğin minik yavru yaprakları da akşamın ayrı birer neşesi oldular.. Onları güzelce suladım biraz da reiki verdim, bakalım artık bundan sonrası nasıl olacak..

Ağacımız, “2 satır okuyuvereyim” dediğim kitaplarım, “kar geliyormuş” heyecanımız ve benim yılbaşı sürprizim için deneme çalışmalarımla bir akşam da böyle geçti.. Bekleriz bi akşam, hem mısır da patlatırım... :)

18 yorum:

Juan Mauro Levar dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Brajeshwari dedi ki...

mısırla mı kurtaracaksın sadece ?

Mehtap P.G dedi ki...

sevgili cheetos, bizim ikimizin hayati baska hangi noktalarda daha kesisecek diye merak ediyorum. ben de saclari ortaokulda agarmaya baslamis biriyim.. yillardir boyatmaktan yorgun dustum ama beyaz haliyle kullanmak icin cok erken oldugunu dusunuyorum. Pinar kur'un yasina gelince birakacagim.. Ona cok yakisiyor dogrusu..
Ben bana verilmis manti sozu icin gelecegim Ankara'ya, burada boynu bukuk bekleyen bir baykus var onu getirecegim, bir de modasi gecmis bir gece cantasi var berrin'e alinmis 7-8 yil once ama onu getirmem artik, son yazindan sonra saklamiyacagim da :-))
Nilambara ne zaman saclarini kestirmis? ben onu hep uzun sacli gormustum.. Eminim yakismistir..
Bayram yemeginde yoktum ama sohbete bayagi bir daldim degil mi?
Sevgiler

serpil dedi ki...

Cheetos,ben saç için Otacı bakım yağı aldım en son bir de eczaneden aldığım bir tonik var kullandığım ama adını şimdi hatırlayamadım, sonra yazarım. Bunları sürekli kullanıyorum. Vichy Dercos Aminexil adlı ürünü de yılda bir iki kez kullanıyorum,Biotin de alırım bazen. Bunların hepsinin çok faydasını gördüm, tavsiye ettiğim arkadaşlarım da memnun olduklarını söylediler.Bir de Organicum adlı şampuan var, gazetede Güzin Abla yazmıştı,o da iyi geliyor.
Sevgiler.

Cheetos dedi ki...

Burcucum, mısır da patlatırım, sahlep de yaparım, başka bi isteğiniz varsa da siparişleri alayım.. :)

Sevgili Mehtap, ben yıllarca boya konusunda direndim, 27 yaşımda ısrarlara dayanamayıp boyattım, şimdilerde liseliler boyattığına göre bayağı direnmişim di mi:) Ben de senin gibi yoruldum bu işten ama işte malum mahalle baskısı olayı :) mantıya biz de davetliyizdir umarım :)) Nilambara kendiyle ilgili kısma cevap verir diye düşünüyorum..
sevgiler..

Cheetos dedi ki...

Sevgili Serpil,tavsiyeler için teşekkürler, ben de özel bir şampuan kullanıyorum, biotin ve magnezyum içiyorum ama yeterli olmuyor sanırım.. Şu toniğin adını yazarsan bi aa sevinirim, sevgiler..

serpil dedi ki...

Çiğdemcim, toniğin adı Herbal Glo Thinning Hair Formula. Saç temizken sürülüyor ve saçta kalıyor, ben tereddütlü almıştım eczacı önerince çünkü temiz saça birşey sürmeyi sevmem ama gerçekten faydasını gördüm.
Bu arada beğendiğin kitaplardan tavsiye ettiklerin olursa ben de severek okurum.
Sevgiler.

serpil dedi ki...

Çiğdemcim unuttum yazmayı, LUSH'ın katı şampuanları da çok iyi geldi saçlarıma, yumuşacık ve pırıl pırıl yapıyor, katkı maddesi de içermiyor,Ankara'da yoksa online alabilirsin.

Cheetos dedi ki...

teşekkürler Serpilcim, aynı dertten muzdarip olanlar varsa onlar da faydalanırlar...

berrin acilmis dedi ki...

ben
salep istemem - mısır isterim
ve
saçı boya değilde ençok fön döküyor
biraz doğal haline bırakmanı öneriyorum
nezamanki
fön çektirmeyi bıraktım saçlarım eski haline geldi

Cheetos dedi ki...

Berrinim gel yeter ki, istediğin mısır olsun.. Biliyor musun ben sadece boyadan boyadan fön çektiriyorum, yani ayda 1; ee niye hala bu kadar dökülüyor?

Nilambara dedi ki...

Cheetos'cuğum ben sahlep alsam lütfen... yalnız, abartıp 2-3 fincan içebilirim, bol yaparsan sevinirim ;)

Ne güzeldir bu kalabalık aile toplantıları, ilk gençlik yıllarımda bazen isyan ederdim ama şimdi ikinci gençlik günlerimde ;) özlemle bekliyorum, tadını çıkarıyorum eski kalabalıklarımız kadar olmasa da... :)

Ben de üniversite yıllarında başladım saçlarıma kar yağdırmaya, 30 yaşıma geldiğimde meç mi diye sorduklarında direnmeyi kesip boyatmaya başladım ve çok çok bıktım artık boyadan...
Mehtap'cığım geçtiğimiz bahara kadar saçlarım hep uzundu, baharda omuz boyu, yaz başında kulak hizası ve yaz ortasında ise ani bir kararla ve çok isteyerek minicik oldular, boyalarından temizlendiler :)
beyazlarımı seviyorum, kısacık beyaz ağrlıklı saçlarımı da çok severek kullandım, çok keyif aldım çoookkk rahat ettim ama... :)
1 ay kadar önce banka memurunun bakışları ben ve nüfus cüzdanım arasında öyle çok gelip gittiki ve mahalle-köy vs nüfus cüzdanı bilgileri konusunda öyle bir sınav yaptı ki.... ani bir kararla o hafta boyadım tekrar saçlarımı... :)
Arkadaşların haklı Çiğdem'ciğim, beni de aynı şekilde çok uyardılar, henüz yüz yaşanmışlıkların izlerini taşımaya başlamadan saçlardaki olgunluk alametlerini ortaya çıkarmak erkenmiş, henüz zaman varmış :) (yanda gördüğün yarım resim son boyalı halim, 4-5 gün öncesi)

buarada biraraya geldiğimizde hatırlatırsan lütfen, sana bir yoga hareketi göstereyim (çok kolay ama anlatımı zor, göstererek anlatmalıyım) saç diplerini besleyen, güçlendiren, canlı parlak saçlar ve cilt için....

sevgilerimle,

not: bu soğuk ve karlı kış gecelerinde sahlep te ne güzel olur ;))) bilmem anlatabildim mi ;)

Cheetos dedi ki...

sevgili Nilambara, yazdıklarını okurken sanki yanımda konuşuyormuşsun gibi sesin kulaklarımda idi, ne hoş di mi.. :)İki arkadaş oturmuş da sohbet ediyormuşuz gibi.. O sebeptendir ki, yeni yılın ilk münasip zamanında patlamış mısır ve sahlep partisine davet etmek isterim sizleri.. hem keyifli bir aile toplantısı olur, hem de yoga hareketi ve boyalarımızı konuşuruz..
ne dersiniz? :)

funda dedi ki...

merhaba .. beni de saçı erken beyazlayanlar ve dökülenler sınıfına dahil edebilirmisiniz acaba diye sormaya geldim...
saç dökülmesi için doğal bir kaç çözüm var bildiğim. birincisi sarımsak, ortadan ikiye bölüp saç diplerine masaj yapmak güzel bir çözüm ama biraz kokulu tabii..
diğeri de daha kokusuz olanı bal ve tarçın.
sıcak zeytinyağı içine bir kaşık
bal,bir tatlı kaşığı toz Tarçın ilavesiyle elde edilen krem banyodan önce başa sürülüyor ve yaklaşık 15 dakika bekledikten sonra yıkanıyor.
benim kullandığım 3. doğal yöntem de kısacık kestirmek ama bundan çok pişmanım, yıllardır uzatamıyorum, bunu tavsiye etmiyim :)

Cheetos dedi ki...

hoşgeldin sevgili Funda, kalemine -gönlüne sağlık..
tavsiyeler için çok sağol, bal-tarçın-zeytin yağı karışımı caz.p göründü, haftasonu denemeli..
gene gel,sevgiler.. :)

Adsız dedi ki...

Boolll yemekli ve güzel bir gündü.. İpoş her akşam bebeklerini gezdirirken hala hala diyor..halaya gidiyolarmış yani :)
Tekrar burdan da teşekkürler..
Eda

Cheetos dedi ki...

Halasının kuzusu gene gelsin diyorum ben de, öperim o "ipek" yanaklarından..

Baturhan dedi ki...

Ama benim karım sahlep yapmayı bilmiyo ki..