7 Ekim 2008 Salı

Çok Güzel Kadınlar Bunlar.. :)

Bugün yazacaklarım hem çok gerçek, hem de biraz masalsı.. Gerçekler, çünkü hepsini yaşadım; ve masalsılar, bazen insanın inanası gelmiyor.. Dünya o kadar küçük ve insanlar öyle ilginç şekillerde birbirleriyle tanışıp buluşuyorlar ki..

I. Şimdi efendim yıllar önce ben bir feng-shui eğitimine katılmıştım; eğitimi aynı zamanda beni reikiye inisiye eden Suddha Moyee veriyordu, onun yanında da adının Nilgün olduğunu geçtiğimiz aylarda öğrendiğim Nilambara adında kızıl saçlı bir hanım vardı. O daha ziyade dersi takip ediyor pozisyondaydı ve bazen de sorulara cevap veriyordu. İsmi ilginçti de, Allahtan yoga ve reiki derslerinden bu tip isimlerin birtakım ruhani inisiyasyonlar almış kişilere verilmiş olduğunu öğrenmiştim.. Haa bir de kadının gözleri pek güzel gülüyordu.. :) Sonra yıllarca görüşmedik..

Tam da aynı zamanlarda katıldığım bir turda sevgili
Berrinle tanıştık, pek sevdik birbirimizi; hani frekansımız tuttu dedikleri cinsten.. Onunla başka gezilere de katıldık, aynı odada uyuduk, hatta annemle bir gün evine gittik de annem ondan dantel modeli bile almıştı.. Onunla birbirimize benzeyen yönlerimizi buldukça hem şaşırdık, hem sevindik; şükür yalnız değildik bu koca dünyada bazı cins özellliklerimizden dolayı :) Uzun yıllar boyunca bazen sıkça, bazen de araya zamanlar koyup, ama görüştüğümüzde kaldığımız yerden devam ederek sürdü ilişkimiz..

Berrin bir gün bana bir
blog açtıklarını, orda kendisi ve başka insanların yazı yazdıklarını söyledi. Ben daha blog nedir bilmeyen bir cahil olarak “acaba ısırır mı?” diye korkarak verilen adrese girerken tanıdık bir yüze rastlayacağımı henüz bilmiyordum.. Tahmin ettiğiniz gibi Nilambara da ordaydı ve ikisinin nasıl ve nerden tanıştıklarını ben hala bilmiyorum.. :) Ayrıca bu adres bana yeni dünyaların da kapısını açtı: Burcu, Mehtap, Fatih bey derken baktım ki aramızda bir "blog kardeşliği" oluşmuş.. Birbirimizin yazılarına yorumlar yazar olmuşuz, yazdıklarımızı merakla bekler olmuşuz ve de en güzeli birbirimizi hiç yüzyüze tanımadan sever olmuşuz!.. :) Geçen Ramazan ayı içinde bir akşam sevgili Burcu’nun yaşgünü için biraraya gelindiğinde beni de davet ettiler ve orda da sevgili Selen, Zeynep ve Feyza ile tanıştım ve bu güzel yürekli insanlarla tanışmaktan dolayı çok mutluyum..

Şimdilerde Burcu’nun
sobesine henüz yazamamış olmanın dayanılmaz ağırlığı altında ezilmekteyim, ama o da olacak merak etmeyin...

II. Birgün yazılarıma
Gölgecik rumuzuyla yorumlar gelmeye başladı.. Meğer beni Handan’ın blogundan bulup okumaya başlamış.. Bununla da yetinmeyip benim blogumdan da birlikte çok faydalı bilinçaltı çalışmaları yaptığım sevgili hocam Serap’ı bulmuş, reiki öğrenmek istiyorum diye de mesaj atmış.. Onun Bursa’daki eğitimine katılıp inisiye olmuş, bir de bana selam yollamış.. Yazılarında “melek” diye bahsediyor benden; ah Sevgili Özlemcim, hepimiz birbirimize melek olmuyor muyuz bu yolda? :)

III. Facebook’da açtığım
Hayata Sihirli Dokunuş grubu üyelerinden bir güzel yürek mesaj gönderdi birgün.. Çok heyecanlı, çok meraklı, çok istekli, birazcık sabırsız ve pek çalışkan.. Bir süre yazıştıktan sonra daha sistemli bir koçluk çalışması yaptık kendisiyle. Bu arada reiki inisiyasyonu aldı, çok güzel olumlamalar yaptı, heyecanla çalıştı.. Kısa zamanda öyle uzun bir yol aldı ki sevgili Deryacım, onu gönülden tebrik ediyorum.. Ve onunla aramızdaki bir yazışmayı izniyle yayınlıyorum:

D: Ruhani isim herkese verilir mi inisiye sırasında, ben de istiyorummm :)
Ç: Bize verilmedi tatlım, bazı inisiyelerde veriliyor.
D: Hııııııımm.. Eee Cheetos?
Ç: Cheetos mu :)))))))))))))))))) O benim ruhani ismim değil ki..
D: Ee Burcu’nun blogunda öyle yazıyordu :(
Ç: Arkadaşlarım bana Cheetos diye hitap ederler, hani Çiğdem’in kısaltılmışı anlamında.
D: Ben de öyle tahmin etmiştim baştan, ama bugün okuyunca....
Ç: Geçenlerde onlarla buluştuk, herkes birbirine ruhani adıyla hitap ediyordu. Bana da Çiğdem diyorlardı, ben de dedim ki, bana “Cheetos” diyebilirsiniz, o da benim ruhani ismim :))) Yani inisiye olurken verilen bi isim değil..
D: Ayy ben de reiki hocama “ben de istiyorum ruhani isim” diye mail attım bi de ya :))
Ç: :))))
D: Ay ne çılgın demiştir ::):)
Ç: Çok hoşsun, bunu yazmam lazım blogda :))))
D: Yaaaaaaaa..
Ç: İznin olursa tabiiii
D: Hahah :):) Rezillik valla, yaz yaz canım, ben de yorum yazarım altına :::)
Ç: :))))))))))) İlahi güldürdün beni
D: Belki bana ruhani isim verenler olur ::):)
Ç: Allah da seni güldürsün
D: Amin canım hepimizi, ben de gülüyorum zaten burda, Güner'e mail atayım bari, ay ne ayıp, herşeye de atlanır mı böyle dimi :)
Ç: :)))) Çok hoşsun valla.
D: :) Ama Cheetosu ben baştan takma ismin olarak düşünmüştüm, bugün okuyunca sordum :)) Hani o kadar da uçmadım :))))))) Blogundaki yazıyı bekliyorummm....

IV. Yine facebook grubunda yazdığım bir yazıya cevap geldi günlerden birgün.. Fiziki güzelliğinin yanında öyle kocaman ve güzel bir yüreği vardı ki.. Aslında bu güzellikleri genellikle yargılamalar ve etiketlerle pek güzel ve acımasızca nasıl da kapattığımızı bir kez daha anlamamı sağladı.. Notlar, mesajlar derken güzel şeyler paylaştık onunla da ve son olarak gönderdiğim bayram mesajıma “heryerde olmalı pozitifliğin; bu da benim bayram hediyem “ diyerek öyle güzel bir cevap verdi ki, sadece “teşekkür ederim” diyebildim... Yolun açık OLsun sevgili
Hülyacım..

V. Dün akşam yemeğini hazırlamak için mutfağa girdiğimde Baturhan “bugün ne oldu biliyor musun?” dedi. Arkadaşımız Nihal’i işyerinde ziyaret etmiş ve Nihal de odaya girip Baturhan’a tanıdık gözlerle bakan iş arkadaşı Aylin’e onu tanıştırmış. Aylin “ben sizi tanıyorum zaten” deyince Nihal benim blogumu takip ettiğini söylemiş. Aylin de yazıları okuduğunu, fotoğrafları beğendiğini söyleyip son noktayı koymuş: “Siz Batos’sunuz..” :))) Yemek boyunca ben de ona bakıp bakıp “ben sizi tanıyorum, siz Batos’sunuz” deyip durdum.. Bu; sevgili Handan’ın Anteres Alışveriş Merkezi’nin orta yerinde kocama “Batooosss, Batooosss.. ” diye seslenmesinden sonraki 2. Batos vak’ası oldu. O da dedi ki, “kadınlar böyledir işte, kocalarını rezil de ederler, vezir de.. :)“
Efendiiimmmm, işte böyle; BKM oyuncularının yeni oyununun adı gibi; “çok güzel hareketler bunlar..” :)

Bu yazı ve fotoğraflar bahsi geçen kişilerden izinsiz ve habersiz olarak yazılmış ve kullanılmıştır. Ama ben pek bi keyif aldım yazarken, artık affola... :))


*********************************************************
Doğduğumuzdan bu yana devam eden bir yolculuktayız hepimiz.. Yolculuğumuz yıllar içinde öğrendiklerimiz, yaşadıklarımız ve edindiğimiz farkındalıklarla değişik yollarda devam etti.. Kimimiz sarp kayaları, dik yokuşları seçtik, kimimiz tenha patikaları; bazıları için yol mis kokulu çiçeklerle doluydu, bazısına yağmur çamur denk geldi... Arada güneş açtı, kuşların sesini, kelebeklerin uçuşunu, dağlardaki kekik kokusunu, nefes alışımızı farkettik.. Hayat güzeldi...

Bazen yol ayrımlarına geldik.. O anda işten ayrılmak, arkadaşa hoşçakal demek, sevgiliye veda etmek, başka bi şehre taşınmak, acıya dayanmak, ağlamak ama yine de yola devam etmek gerekti. Yolculuk beklemezdi.. Yeni rotalar yarattık; hiç tanımadığımız insanlara uzattık ellerimizi tutsunlar diye, gözlerinin ışığına, seslerinin berraklığına, yüreklerinin yumuşaklığına güvendik, yola birlikte devam ettik. Hayat güzeldi...

Farklı yollardan aynı hedefe varma, mutlu olma amacındayız hepimiz.. Yol arkadaşınız olmak için burdayım ve hazırım.. Hayat güzel ve hayat beklemiyor..

Sevgimle yazdım... :)

18 yorum:

teko dedi ki...

çiğdemciğimm çok güzel yazmışsın ,yazıyı okurken bir kez daha çok güldüm :)) Ve vallahi buda çarşamba mektuplarında olduğu gibi oldu,çünkü sana yazdığım yol arkadaşlarım yazım vardı ya ,bende bugün onu düzenleyip bloguma koymayı düşünmüştüm.

eeee biliyosun herşeye atlamazsam olmaz ,fotoğraflarla ayrı bi güzellik katmış ,kıskandım bende yapacağım :))

Canım yaşam koçum ,rehberim iyiki yola çıktığımda ilk seninle karşılaşmışım
kocaman öpüyorum
Bu arada bana bi ruhani isim veren olur mu :))

Brajeshwari dedi ki...

Sevgili Çigdem
ne güzel bir yazı olmuş ya..Bu tür yazıları çok seviyorum..Herkesi bir toparlıyor, kocaman sevgiyle sarılıyor, varlıklarını onure ediyor, yolculukta aynılığımızı-bir oluşumuzun mutluluğnu hissettiriyor..

Bende seni tanımaktan çok keyifliyim.Bir de, görüşemesekte bir türlü, -şu düşündüğümüz gibi bana koçluk yapman hakkında mail trafiği başlatmak istiyordum..Ben yazarım, sen beni kendime çalıştırırsın..Olmaz mı? Viva internet deriz sonra..

Ayrıca, apple pie yemeğ geleceğim..Batos'a onda olmayan bir baykuş hediyem var..Hem tüm heybetiyle duruyor, hem büyüyor ?! Ama supriz bu, daha açıklayamam..

Deryacım, seninde ruhani ismin olmuş gibi, baksana " tek "o"...

sevgiler ismi geçen, kalemi tutan ve yüreklerini koyan herkese...

not: Shirazlı fotografimi cok severim ayrıca...Tesekkürler bunu seçtiğin için..

serpil dedi ki...

Yazı çok güzel,bütün yazıların gibi.
Ama ben son bölüme bayıldım,izin verirsen yazıp duvarıma asmak istiyorum,okudukça kendimi daha iyi hissetmek ve hayatı daha çok sevmek için ...
Ne kadar iyisin Çiğdem!

berrin açılmış dedi ki...

çiğdem cim
ne güzel yazmışsın...
ayrıca
yaşam koçu kulağa hoş ve şık gelen bir cümle
yaşam koçum olurmusun?
valla ciddiyim
bir takım şeylerin gerçekten ne anlama geldiğini o kadar zor ve geç anlayabiliyorum ki
işin içinden çıkamıyorum
böyle işte

Nilambara dedi ki...

Sevgili Cheetos, cok hoş bir sürpriz oldu blogunu açar açmaz kendimle karşılaşıp, "a a ne arıyorum ben burda" derken gülümseyerek keyifle okudum ve çok sevdim yazını, negüzel ne hoş sevgiyle kucaklamışsın hepimizi, ellerine yüreğine sağlık...

Hayat çok hoş sürprizler sunuyor yaşarken farketmediğimiz ve sonradan anlıyoruz ki hiç biri tesadüf değil, herşey ilahi planın bir parçası... Hepimiz birşekilde birbirimizin hayatına dokunuyoruz ve bu ortak yolda zaman zaman yollarımız kesişiyor. Ben seninle yollarımızın tekrar kesişmesinden dolayı çok mutluyum, daha birbirimize katacak pek çok şey olduğuna inanıyorum ve bundan keyif alıyorum.

Buarada, genellikle Sudha Moyee'ye pek laf bırakmazdım ama nasıl olduysa suskun bir günüme rastlamışsın, şanslıymışsın ;))

Sudha Moyee, Berrin ve ben üniversiteden sınıf arkadaşlarıyız. Suddha ile o yıllardan beri yakın arkadaşlığımız devam ediyor. Berrin'le ise okul yıllarından sonra koptuk ama ne hoş ki birkaç yıl önce yollarımız tekrar buluştu.

Buluşan yollarımızın daha uzun yıllar dolu dolu, verimli birlikteliklerle devam etmesi dileğimle ve sevgimle... hepinize... :)

Brajeshwari dedi ki...

Nilambaracim,
beni nerden tanıyorsunuz.. Yazmamışsınız Aşkolsun :P

Cheetos dedi ki...

Deryacım, sen istedin ben istedim yollarımız kesişti; istekli olmak ve kararlı davranmak çok önemli biliyorsun ve sen bunu yaptın.. Heyecanını ve gayretini takdir ediyorum ve gönülden kutluyorum seni.. Ve de Burcunun dediği gibi bence de senin ruhani ismini sen zaten bulmuşsun: TEK O DER “en önemli ve ihmal edilmemesi gereken kişinin” kendisi olduğunu.. Bunu söyleme cesaretini gösterebildiğin için bir kez daha tebrikler..

Burcucum, böyle bir yazı aklımda yoktu aslında, birdenbire oldu; ama bence pek de güzel oldu. Aynı yolda birlikte yürüyen yolcular olarak birbirimizi nasıl da bulduğumuzu / çektiğimizi, ve aslında sevgili Nilambara’nın dediği gibi “hiçbişeyin tesadüf olmadığını” gösterdi. Koçluk olayına gelince, seninle bu çalışmaya başlayalım sahiden artık. Ben 18 Ekimde nihayet tatile gidiyorum, gitmeden sana hazırlaman gerekenleri söylerim, dönüşte başlarız, olur mu? Ben elmalı keki hazır ederim, baykuş sürprizi ise heyecan verici gerçekten.. :)

Sevgili Serpil, öncelikle teşekkürler ve elbette duvarına asabilirsin. Aslında yazının o bölümünü arkadaşlarıma bayram hediyesi olarak yazmıştım, sonra blogdan da herkesle paylaşmak istedim.. Çünkü varlığını bildiğim bilemediğim pekçok güzel insanla yol arkadaşı olduk blog sayesinde; ve ben bunun keyfini ve mutluluğunu yaşıyorum..

Berrincim, bu “çok güzel kadınlar” arasında en eski arkadaşım.. Bazı şeylerin anlamını çözmek bazen yorucu olabiliyor ya da çok zaman alabiliyor sahiden, ama sen bu yola gönlünü koydun bir kere, çözeceğinden eminim. Koç olarak yanında olmamı istersen de elbette olurum, mutluluk duyarım benim “güzel Berrin”im.. :)

Sevgili Nilambara, işte böyle tam Cheetos’luk sürprizler yapabiliyorum bazen, beğenmene sevindim. Dediğin gibi hiçbirşey tesadüf değil ve yollarımızın tekrar kesişmesinin illa ki bir nedeni vardır. Bu nedeni de ilerleyen günlerde göreceğimizi / anlayacağımızı düşünüyorum. Suskun bir gününde de olsan bende nasıl bir etki bırakmışsın ki, yıllar içinde seni unutmamışım; bu gülen gözler hatırlanmaz mı hiç? :)Suddha ve Berrinden sonra Burcu’yu nerden tanıdığını da yazarsın artık diye düşünüyorum.. :)

Sevgili arkadaşlarım, izniniz ve haberiniz olmadan yazdığım yazıya ve fotoğraflarınızı kullanmama sevgi dolu yaklaşımınız ve güzel yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum. Sizlerle güzel, samimi ve verimli beraberlikler yaşayacağımıza ve çalışmalar yapacağımıza inancımla hepinizi sevgiyle kucaklıyorum..

Adsız dedi ki...

citosum benim yazdıklarını sürekli okuyorum bunu biliyorsun.ama yorum yazmıyorum diye kızıyordun verdiğin emekler karşılıksız kalmıyor arkadaş çevrem seni okuyor seni onlar da tanıyor artık.yaşadıklarımızın farkındalıkları ile çok gerçekçi yazı yazmışsın teşekkür ederim.seni çok seviyorum.çok kısa zamanda ne kadar çok şey paylaşır olduk sen ve BATOSum ile.süper yazılarının devamını dört gözle bekliyoruz.... ÜLKER

Cheetos dedi ki...

işte bir başka güzel kadınım benim, Ülkercim..

Canım benim, ben de seni çok seviyorum, paylaştıkça çoğalıyoruz böyle işte.. :)

Nilambara dedi ki...

Brajeshwari'ciğim sanki seni ezelden beridir tanır gibiyim, sanki hep vardın sen :)
Bu yüzden belki ayrıca yazmayı düşünemedim, affet :)
Seni nereden tanıyorum, nasıl tanıyorum için ayrı bir post yazmalıyım, yorum bölümü yetmez ;)
Şaka gibi görünse de gerçeklik payının yüksek olduğunu söylemeliyim...

Sevgili Brajeshwari ile yoga merkezindeki çalışmalarda zaman zaman biraraya gelsek de, tam olarak, hazırladığım yoga showu sunmak üzere oluşturduğumuz ben, Brajeshwari, Indrani üçlüsünün provaları sırasında (2005 baharı) ve sonrasında daha çok tanıdım ama en çok da Tofu Grup beraberliğimiz içinde tanıdım ve sanki hep olmasını çok istediğim ama olamayan kızım oldu ki olabilirdi de gerçekten, eğer elimi çabuk tutup 15 yaşımda anne olsaydım :))
tüm sevgimle öpüp kokluyorum kızım gibi...

(ah ne çok 'OL' OLdu, senin blogun OLduğundanmıdır acaba Çiğdemciğim :))

Brajeshwari dedi ki...

:)
Cigdemm
yorum kutularından,kendimi ihya ettirdim zorla..Özür..

Nilambaracim, öperim..

Bize bu firsatı veren,Çigdem'i iki kez öperim..

Cheetos dedi ki...

aman efendim reca ederim, öpüşelim koklaşalım, kaynaşalım... :))Öyle de OLsun di mi sevgili Nilambara? :)))

kucakladım sizleri..

Gölgecik dedi ki...

:))
Bu sabah zaten güne çok güzel başlamıştım...birde kendimi sayfanda görünce çok mutlu oldum.
Daha dün Serap Hn.'a Reiki 2 eğitimi alabilmek için mail atmıştım.Dipten yukarıya çıkışımda yazıların,bağlantıların,sevgi dolu mesajların bana hep cesaret verdi.Sana ne kadar teşekkür etsem azdır.Sadece meleğim değil aynı zamanda hayatımda yer alan bir mucizesin.

Sevgimle ve binlerce teşekkürlerimle...

Cheetos dedi ki...

Sevgili Gölgecik, bir kitap ayracım var çok sevdiğim, böyle ucunda çiçeği olan bir ipi var ve üstünde de "mucizelere inan" yazıyor; bir fotoğrafını çekip koyayım bloğa.. Ve çok sevdiğim 2 söz var; biri "mucizeler inananlar içindir" diyor, diğeri de "sen neye hazırsan o da senin için hazırdır."

Sen hazır olduğun için bizler geldik hayatına ve biz hazır olduğumuz için de sen geldin.. Mucizelere inandığın için mucize yaşadın, mucizelere inandığımız için mucize yaşatabildik..

seni seviyor ve gönülden kucaklıyorum..:)

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

sevgili Cheetos, herseyin bir nedeni var.. berrin'in yazisindan seni bulmam mutlaka bir neden-sonuc iliskisi tasiyor. Ustelik, baykuslar, komsular, bayram yazimin basliginin senin bayram yazinin bitisi olmasi filan hic tesaduf degil..
cin'e gidemedim korkularima yenilip, ama kanada'ya gittim iste.. Hem de upuzun bir sure.. hem de endiselenmeden, huzursuz olmadan, tadina vararak.. sirf bunu basarmak icin bile karsilasmis olabilirim seninle ama bu daha bir baslangic, hissediyorum..
Arkadasim oldun bile.. Biliyorum..

Cheetos dedi ki...

Mehtapcım, bloguna da yazdım zaten yorumumu, tekrar olacak ama inan çok mutlu oldum Kanada'ya gitmene.. Hem de huzurla, tadını çıkararak.. Seninle gurur duydum, sen de kendinle duymalısın..
sevgimle..

Brajeshwari dedi ki...

Çiğdemcim
hepimize ne gerekli bir yaşam koçu- arkadaşı olduğunu yorumlardan bile anlayabiliyorum..

en son dietisyenime, cildimde çıkan lekeleri (!) sormak için aradığım bunu hissetmiştim..Kadına o kadar güveniyordum ki, herşeyin cevabını verir diye düşünüyorum hala.. O hesap, bizde artik hep sana danışabiliriz herşeyleri..

Peki sen Tatildeyken, olur da aramamız gerekirse -bir acil numara hattın var mı:)

operim..iyi tatiller.
guzel enerjilerle dön.. Sonra bize de bulaştır yazılarında..

Cheetos dedi ki...

Burcucum,hepimiz birbirimize gerekliyiz, ve bu aslında muhteşem bir BİR'lik durumu..

yazdıkların bana "inanmak" başlıklı yazımı hatırlattı, http://cheetos-cheetos.blogspot.com/2008/05/inanmak.html;
bu öylesine kuvvetli bişey ki, diyetisyenin sana uyduruk bi tarifle "gece yatarken yüzüne filanca karışımı sür" dese, sürersin ve de iyileşirsin, böyle bişey..

Acil danışma hattım yok ama bak bu hoş bi fikir, aklıma bişi getirdi..:))

Tatil için 18 ekim cumartesi akşam yola çıkıyoruz; gittiğim bölge itibariyle de çok güzel enerjilerle döneceğime inanıyorum, 1-2 güne yazarım detaylarını..

ben de öpüyorum sevgiyle..