6 Temmuz 2008 Pazar

Manzarayı Parlatmak..

Bugün kahvaltıdan sonra Baturhan arkadaşının bahçesine gittiğinde, koltukta oturmuş günü nasıl değerlendireceğimi düşünüyordum. Radyo için yazı hazırlayacak, kitap okuyacak, kaç gündür dolapta bekleyen kabakları pişirecek ve de çamaşır yıkayacaktım.
İlk iş olarak birinci posta çamaşırları makinaya atıp bir kupa çay aldım kendime; bilgisayarı, notlarımı balkona taşıyıp mesajlarıma bakmaya başlamıştım ki alt katta oturan komşum kahve içmeye geldi. Sonra yukardaki komşuyu da çağırıp kahve içtik, hatta fal bile baktık... :)
Onlar gidince çamaşırları asıp ikinci grup için düğmeye bastım ve kabakları pişireyim bari dedim, yoksa ziyan olacaklar.. Zaten kendim için 2 tane almıştım, şöyle bol soğanlı sarmısaklı tavada bi çevirecektim. Yemeği ocağa koyup tekrar bilgisayarın başına geçtim ve mesajlara kaldığım yerden devam etmeye başladım, tahmin edin ne oldu: Baturhan'ın telefonuyla mesajlara ara verdiğimde kabaklar aklıma geldi, ama artık çok geçti.. :(
Tavayı temizleyip bişeyler yedikten sonra bir arkadaşım aradı ve müsaitsem çaya geleceğini söyledi. Gelirken kek de getirmiş, çay içip kek yedik ve bolca da sohbet ettik..
O gittikten sonra “yazı yazamadım ama hafta içi fırsat bulamadığım keyifli sohbetler oldu” diye düşünürken tüllere baktığımı farkettim.. Televizyonda bir reklam var hani, 2 hanım arkadaş dışarı çıkarlarken bir tanesi hava güzel olmasına rağmen şemsiye alıyor. Diğeri şaşırıyor tabii, yağmur yağacak bir hava olmadığı halde şemsiye almasına.. Sonra anlaşılıyor ki meğer şemsiye alan kadının perdeleri öyle griymiş ki dışarıyı puslu ve bulutlu sanıyormuş... O kadar yıkadığı halde perdeler temizlenmiyormuş, arkadaşının önerdiği deterjanla yıkıyor ve tertemiz oluyor.. Bunları hızlıca aklımdan geçirip nerde okuduğumu / duyduğumu hatırlayamadığım “pencereniz kirliyse, dışarı çıkıp manzarayı parlatmanız boşunadır” sözünü düşünmem eşzamanlı oldu.
Sahiden de pencere kirliyse manzarayı parlatmaya gerek yok hani.. Bilinçaltımda temizlenmeyi bekleyen kodlar duruyorsa, değişmeye direniyorsam, kendimi üzüyor ve üzmelerine izin veriyorsam, yeni düşünce şekillerini kabul etmiyorsam manzara parlasa da boş, parlamasa da.. Yaşam sevgime cesaret katıp, hayatın büyük akışına karışmayı seçiyorum, manzaram o zaman sahiden parlıyor, başka bişey yapmaya gerek kalmadan..
Keyifle yazdım, biraz çamaşır, biraz kabak, bolca çay ve sohbetle.. :)

6 yorum:

berrin açılmış dedi ki...

ciğdem cim
kirli kodları nasıl temizlememiz gerekiyor...bu konuda da yazarmısın
sevgiler
ba

Cheetos dedi ki...

yazarım tabii berrincim, yazılmayı bekleyen konulardan biri de bu aslında, hatırlattığın için teşekkürler..

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Ben hala ev odevimi yapamamis olmanin yukunu tasiyorum. Nasil olacak?

Cheetos dedi ki...

En güzeli taşıdığımız yükleri boşaltmak / bırakmak.. Yoksa onların altında eziliyoruz.. Ödevlerini yapmaktan seni alıkoyan nedir, önce ona bi bakmaya ne dersin?

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Galiba yuzlesmekten korkuyorum.. o kadar ki, kagitlara bile yazamiyorum..

Cheetos dedi ki...

Hah tamam işte, ben de buna varmak istiyorum.. Yüzleşmediğimiz korkularımız manzaramızı kirletiyor Mehtapcım.. Yazmanı gönülden diliyorum, inan sonrası çorap söküğü gibi geliyor..Bunu söylemiş olman bile çok önemli..