15 Temmuz 2008 Salı

Evlenmek...

Melih Cevdet'e evlilik nedir diye sormuşlar. “Eskiden” demiş, “kız ve oğlan tarafları biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna evlenmek denirdi. Şimdilerde insanlar apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden evlenmek artık katlanmaktır”.. :)
************************************
Dün evliliğimizin 1.yıldönümü idi...
Bir zamanlar “sen” ve “ben” iken, hikayemiz 1 yıl önce “biz”e döndü..
İkimize çay yaptığım mutfaktan adını seslendiğim, sevgiyle bakan gözlerini gördüğüm yuvamızda pıtır pıtır ayak seslerim var 1 yıldır..
Ve ben bundan büyük mutluluk duyuyorum.. :)
**********************************

Bir yandan da evlenince insanın hayatı gerçekten değişiyor. Yeni insanlar,
yeni sorumluluklar giriyor hayatına.. Birlikte olunan günün sonunda herkes kendi evine giderken bu kez mutlu mesut aynı eve gidiliyor; eskiden süslenip püslenip buluşmaya gittiğin adam sabah uyandığında yüzünü bile yıkamamışken şişmiş çekik gözlerini, evin içinde en salaş kıyafetli halini görüyor.. Bir yandan da gece karnın ağrıdığında sıcak su torbasına su koyup getiriyor, ilacını veriyor; kitap okurken “çay ister misin” diye soruyor yahut da çamaşır asmana yardım ediyor.. Yeni denediğin yemeği beğenecek mi diye bakıyorsun gözlerine, bazen de gece uyanıp su istiyorsun.. Arkadaşlar, akrabalar “bize gelsenize” deyip yemeğe, çaya çağrılıyor; “burası da çalışma odamız” gibi söylemlerle her köşesine emeğini sevgini kattığın yuvanı gösteriyorsun.. :)

Bazı şeyler ise eskisi gibi olmuyor artık.. Buluşma bahanesi olan sinemaya gitmeler azalıyor, nasılsa gideriz deniyor; keyfe keder yapılan alışverişler listeye çamaşır suyunun da eklendiği “alışverişe gitme zamanı geldi”lere dönüşüyor...

Kız kardeşim evlendiği zaman bana mektup yazmış ve şöyle demişti: “Biliyor musun abla, bekarken bi odam vardı; şimdi evliyim ve odam yok...” Bütün ev senin oluyor ama insanın odası olmuyor artık.. Eskiden annen konuşmak istediğinde “ay anne şimdi çok yorgunum, konuşacak halim yok” derken artık “anne, bize gelsene, oturur iki lafın belini kırarız” deniyor; Sezen Aksu şarkısındaki gibi, anneni daha sık anımsıyor hatta anlıyorsun... :)

**********************************

Kelimenin tam anlamıyla göz açıp kapayıncaya kadar geçen 1 yıl...

Daha ev bulamadık,
davetiyelerin hepsi dağıtıldı mı,

oturma listeleri de bitmedi,
gelinliğin yakası çok mu açık,
buzdolabının sesi niye bu kadar çok çıkıyor,
kitapları ne zaman yerleştirelim,
saçımın boyası iyi olmuş mu,
fırını ne marka alsak ki,
daha lamba bakmamız lazım,
akşam Siteler’e gidelim,
neyse bu da düğün sonrasına kalsın,
........

derken, aynı sabaha birlikte uyanalı 1 yıl oldu.. İyi ki de oldu.. Evliliğimizin 1.yılı kutlu, gözlerimiz pırıl pırıl mutlu OLsun... :)

5 yorum:

Adsız dedi ki...

hep mutlu olmanız dileğiyle nice yıllara
çağlar..

Nilambara dedi ki...

Sevgili Çiğdem, gözlerinizin pırıltısı daim olsun, ayak seslerin yuvanızı hep şenlendirsin. Ömür boyu mutluluklara sağlıkla...
Sevgiler,

Brajeshwari dedi ki...

cok güzel anlatmissin.. Cümlelerinin icinden bile sevgi damliyor..Mutluluğunuz katlansın dilerim.

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Sevginiz gecen yillarla hic eksilmesin, hep artsin ve sen hep boyle guzel yazilar yaz evlilik yildonumlerinizde..

Cheetos dedi ki...

Hepinize gönülden teşekkürler..
herkesin sevdikleriyle birlikte mutluluğu en gönülden dileğimdir..
sevgilerimle..