26 Mayıs 2008 Pazartesi

Güllerin Göklere Güldüğü Yer...

16 Mayıs Cuma akşamı Handan'la buluşup “Kedici Ressam” olarak tanınan Sedef Yılmabaşar Ertugan’ın resim sergisinin açılışına gittik.. Sedef Hanım “hayatta başarılı olmanın en önemli kurallarından biri yaptığın işi sevmek ya da sevdiğin işi yapmaktır” deyip turizm okumasına rağmen renkler ve dokular onu cezbettiğinden stilist olmaya karar vermiş. Moda okumuş, kendi haute-couture atölyesine kurmuş. İlerleyen yıllarda ise kedilerinin resmini yapmaya başlayınca bunları sergilemesi yönündeki tavsiyeleri dikkate alıp ilk kişisel sergisini açmış ve sonra da sergiyi gezenlerin gözlerindeki ışıltı onu bir dönüm noktasına getirmiş. Kedilerinden ilham alarak resimlerini yapan bu güzel kadın son derece zarif ve güleryüzlü; bizi de sevgiyle karşıladı ve kucakladı.. Ayrıca beni blogumdan tanıdığını da söyledi, pek hoşuma gitti, pek sevindim.. :)

Sergiden sonra eve gelip hemen bavulumuzu hazırlamaya koyulduk.. 19 Mayısla birlikte 3 gün olan tatilden yararlanıp Tempo Tur’un düzenlediği “Eğirdir Gölü, Kovada Gölü, Yazılı Kanyon, Sagalassos” turuna katılmak üzere Cumartesi sabah yola çıktık. Öğleden sonra Burdur’un Ağlasun ilçesi sınırlarındaki Sagalassos antik kentine vardık. Derler ki, Büyük İskender buraya sefer düzenlediğinde pek çok kıymetli askerini kaybetmiş ve çok üzülmüş; savaşın neticesini soran annesine elçi savaşı kazandıklarını ama Büyük İskender’in çok üzgün olduğunu söylemiş. Annesi de demiş ki, “savaşı kazandık ya, bırakın ağlasın!..” Rivayet odur ki “Ağlasun” adı da burdan gelmiş..

Sagalassos antik kenti ilk kez 1706’da Fransız bir gezgin tarafından bulunmuş. Oldukça büyük bir antik kent ve Belçika Leuven Üniversitesi’nin yaptığı kazı çalışmaları halen devam ediyor. Ama ekibin büyük çoğunluğu Türk uzmanlardan oluşmakta. İlk yerli sponsor Aygaz, ayrıca Belçika Kralı’nın sponsorlardan biri olduğunu duydum. Burda en çok tiyatroyu ve kütüphaneyi beğendim. Tiyatro dünyadaki en yüksek rakımdaki tiyatro imiş ( 1574 mt) ; kütüphane ise yaklaşık 120 m2 alanında bir odadan oluşuyor. Oda tabanındaki siyah-beyaz, geometrik desenlerden oluşan bir moziğin ortasında Thetis, Achilles ve Phoenix yeralıyor.

Antik kenti gezdikten sonra Eğirdir’e doğru yolumuza devam ettik. Eğirdir tarih boyunca hep gezginlerin yolu üstünde olmuş, Isparta’nın şirin bir ilçesi. Tarihi ve turistik yönünün yanısıra bizim en çok dikkatimizi çeken ülkemizin ve Orta Doğu'nun en önemli kemik hastanelerinden birine sahip olduğunu öğrenmek oldu. Bin yatak kapasitesi ile faaliyetini sürdüren hastanede tedavi görenler Eğirdir'in oksijeni bol iklimi sayesinde daha kısa sürede iyileşme olanağı buluyorlarmış.

Eğirdir Gölü ise Göller Bölgesi’nin de en önemli göllerinden birisi ve 517 km2 yüzölçümü ile de Türkiye'nin 4. büyük gölü.. Göl içerisindeki iki küçük adadan ormanla kaplı olan ve Atatürk'ün Eğirdir’i ziyareti sırasında kendine hediye edilmiş Can Ada ve geçmişte nüfusunun tamamı Rumlardan oluşan Yeşil Ada yıllar geçtikçe gölün sularının çekilmesiyle ince bir yolla karaya bağlanmışlar.

2.gün kahvaltıdan sonra, önce Kovada Gölü Milli Parkı’na gittik. Bu göl Eğirdir Gölü'nün doğal bir uzantısı ve Eğirdir Gölü’nde bulunan fazla su bir kanalla Kovada Gölü’ne akıyor. Milli Park zengin bitki örtüsü ile görülmeye değer; buranın bir özelliği de etrafında yerleşme olmayan tek göl olması.

Roma döneminden kalan Yazılı Kanyon Tabiat Koruma Alanı’nda 1 saat kadar yürüdük. “Yazılı” denmesinin sebebi kanyonda büyük bir kaya üzerinde eski Yunan şairlerinden Epiktetos’un "Hür İnsan Üzerine Şiir"inin yer alması.. Ayrıca kayalara kazınmış bir çok yazı da yer alıyor Yazılı Kanyon'da.

Tanrının birliğine, tüm insanların aynı ve tek Tanrıdan geldiğine inanan bir düşünür olan Epiktetos'a göre, “İnsan, insanın efendisi olamaz. Kader eninde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar.” İslamiyetten yedi yüz yıl önce, aynı anda bir çok tanrıya inananların bulunduğu bir çağda insanların tek tanrıdan geldiğini söyleyen şiirinin yazıldığı kaya, arkasında belki hazine vardır diye dinamitle patlatılmış. Tabii arkasından hazine filan çıkmamış ama şiirin tam ortasında duran derin çukur insan hırsının belki de tam yerinde bir göstergesi..
Son gün ise Kızıldağ Milli Parkında yürüyüş yapıp Akşehir üzerinden dönüşe geçtik.. Akşehir’de önce Müzeler Haftası olması nedeniyle açık olan Batı Cephesi Karargahı Müzesi’ni gezdik. Atatürk’ün Büyük Taarruz emrini verdiği ev 1965 yılında müzeye dönüştürülmüş. Burada Atatürk’e hediye edilen ve kullandığı diğer eşyalar ile silahları ve Karargahta çalışan subayların biyografileri, Nutuk’tan alıntılar, fotoğraflar, haritalar sergileniyor. Atatürk’ün piknik sepeti ve masa lambası çok hoşuma gitti.. :)

Nasreddin Hoca Türbesi ve Gülmece Parkı’nı da gördükten sonra “güllerin göklere güldüğü yer” denen Isparta civarına yaptığımız gezinin sonuna geldik. Tempo Tur’a ve rehberimiz Beytullah Beye teşekkürler..
Ve bir Hoca fıkrası:
Biri hocaya:
-Şu dünya ne kadar tuhaf demiş.
Hoca sakalını sıvazladıktan sonra “ neresi tuhaf?” diye sormuş.
-Sabah oldu mu insanların her biri bir tarafa gidiyor. Bazıları bu yana bazıları bu yana...Neden ki?
Hoca çok fazla düşünmeden şu cevabı vermiş:
-Neden olacak, hepsi bir tarafa gitse dünyanın dengesi bozulur da ondan...

2 yorum:

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

O sergide ah ben de olsaydim.. Bu arada arkadasin Handan'in blogunu da senin sayesinde tanidim ve izliyorum. Elimde degil, kedi sevenleri severim ben..
Senin gezi yazilarin sayesinde hem bircok yeri gezmis oluyorum hen de merakina ve enerjine hayranlik duyuyorum. Yazili kanyondaki kayaya gelince.. Ustunde yazandan daha buyuk bir hazine olabilir mi ki aramaya degecek diye dusundum..
Ne guzel bir ulke Turkiye degil mi? Sadece doga degil, uzerinde yatan binlerce yillik tarih te cok ilginc..
sevgilerimle

Cheetos dedi ki...

Mehtapcım sergide olsaydın eminim çok hoşuna giderdi, Sedef hanım gerçekten çok güzel resimler yapmış..

Gezmeyi seviyorum; enerji kısmına gelince, yaşlanmışız artık şimdilerde biraz çaptan düştüm, eskisi kadar değil ama yine de bi yerlere gitmek ikimizin de hoşuna gidiyor. Seyahatte olmak, yollarda olmak güzel..

yurdumuz gerçekten görülmeye gezilmeye değer pek çok güzelliğe sahip; o yüzden işte gezi yazılarımın etiketi "gezelim görelim"... :)

sevgiyle..