23 Nisan 2008 Çarşamba

Bugün 23 Nisan, Neşe Doluyor İnsan...

Anne babalarının ellerinden tutmuş, rengarenk giysileri içinde hoplaya zıplaya okullarına giden çocuklar gördüm bu sabah.. Kendi çocukluğumdaki törenler geldi aklıma; şiirler, şarkılar, temsiller ve o meşhur dizeler:

Sanki her tarafta var bir düğün
Çünkü en şerefli, en mutlu gün,
Bugün 23 Nisan,
Hep neşeyle doluyor insan..


Neşeyle dolmak derken hemen bir de zıddını düşündüm; üzüntüler, endişeler ve bunların yansımaları.. Annemin küçüklüğümden aklımda kalan sözünü hatırlıyorum hemen: “Herkesi ve herşeyi olduğu gibi kabul edeceksin..” Ne çok kızardım bu söze, “etmiyorum işte, onlar beni kabul ediyorlar mı ki” derdim.. Oysa ben değiştiğimde onların da değişeceği gerçeğini henüz bilmiyordum o yıllarda..
Zamanla hoşlanmadığım şeyler olduğunda ya da onaylamadığım bir davranışla karşılaştığım zaman, çokça üzüntü duyduğumu, kırıldığımı veya endişelendiğimi; bunun da hemen yüzüme, sözlerime ve davranışlarıma yansıdığını farkettim. Oysa üzülmek ya da kaygılanmak sorunu çözmüyordu.

Sükunetimi koruyabilme ve huzurda kalabilme adına annemin sözlerinin ne kadar önemli olduğunu anlamıştım. Tüm insanları ve her olanı olduğu gibi kabul ettiğimde iç huzuruma da ulaştığımı, diğer insanların da değişimine katkıda bulunabildiğimi ve bunun hem kendim hem de başkaları için ne kadar faydalı olacağını gördüm...

Neşe dolmak için herkesi ve herşeyi olduğu gibi kabul etmeyi seçiyorum... :)

3 yorum:

berrin açılmış dedi ki...

çiğdem cim
babannemin söylediği atasözlerinin doğru olduğunu anlamak da benim epey zamanımı aldı...
herşeyi ve herkesi olduğu gibi kabul etmek en akıllıca şey /aksi durum zaman kaybı

Cheetos dedi ki...

evet bazı şeyleri anlamak için biraz vakte (yaşlanmaya demeyelim :)), biraz tecrübeye, biraz elimizi sobada yakmaya ihtiyacımız olabiliyor :)

Adsız dedi ki...

Merhaba,

Yazılarınızı düzenli olarak takip ediyorum ve çok faydalandığımı söylemek istiyorum ve eğer müsaade ederseniz benim için çok önemli bir konunun çözümü için danışmak istiyorum size.

KORKU...ve en onemlisi de hayatımı kabusa çeviren deprem korkusu.Elimizde ki maddiyata göre aldığımız ve giriş katında bulunan evle birlikte zaten varolan korkum ikiye katlandı diyebilirim.Bu öyle büyük bir korku ki benim için artık uyumak bile istemiyor,hava aydınlana kadar oturuyorum.Özellikle de şuan giriş katında bulunan evimizle birlikte bütün hayatım allak bullak oldu.Korkumu antidepresanlar ile yada uyku hapları ile çözmeyi denedim ama neolursa olsun beyinde bitiyor ve ben evde bulunduğum zamanlar hele birde hava karardı ve saatler gece yarısını gösterdiyse kendim olmaktan çıkıyor ve paronoyalar yaşıyorum.Tabii TV'lerde yayınlanan felaket haberleride üstüne tuz biber oluyor.Yardımcı olursanız,enazından beynimi proglayabilir,kendime daha olumlu mesajlar verebilirsem belki hayatım düzene girer.Çok çok teşekkürediyorum.Sağolun...Hümeyra