11 Ocak 2008 Cuma

Baykuş Efsanesi

Yırtıcılar dünyasının esrarengiz ve en az rastlanan kuş türü olan ve 130' u aşan çeşidi bulunan baykuşların ülkemizde kukumav, kulaklı orman baykuşu, kır baykuşu, peçeli baykuş, alaca baykuş, balık baykuşu, puhu gibi türleri bulunmakta ve haklarında pek çok da efsane var:

Bay-Kuş..


Rivayet odur ki, Hz. Süleyman tüm hayvanların dilini bilir, kuşlarla iletişim kurarmış. O kadar ki, kuşlar için bir tekke bile yaptırmış. ‘Tekke-i Mürgân’ adı verilen bu yerde kuşlar yılda bir kez toplanır, bir hafta eğlenir ve Hz. Süleyman’a dua ederlermiş.


Hz. Süleyman çağında kuşların padişahı herşeyi bilen Simurg Anka Kuşu imiş. Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini her türlü dertten kurtaracağını düşünürlermiş. İnsanlar arasında yaşamakta olan Anka kuşu, bir gün bir kız kaçırmış ve bu yaptığından dolayı da devrin hükümdarına şikayet edilmiş. Anka utancından el yüzüne çıkamaz olunca, kuşlar padişahsız kalmış. Bu arada Hz. Süleyman'ın karısı kız gelin ediyormuş; kuş tüyü yataklar yaptırmak istemiş. Hz. Süleyman, bütün kuşlara tüylerini dökmelerini emretmiş. Yarasa hemen tüylerini dökmüş; öbür kuşlar düşünceye dalmışlar. Baykuş ise Hz. Süleyman'ın katına gelmiş.

“Yeryüzünde kadın mı çok, erkek mi?” diye sormuş. Hz. Süleyman “erkek çok” karşılığını verince “kadınların sözüne uyup başkalarının hakkına el uzatanları da kadın saydınız mı?” demiş. Hz. Süleyman bu haddini bilmezliğe kızacak olmuş ama, sonucu merak ettiği için yavaştan almış.

”Ne demek istedin, anlamadım” demiş. Baykuş şu karşılığı vermiş:

“Efendimiz, biz kuşların tüylerimizden başka birşeyciğimiz yok; onunla soğuktan, sıcaktan, fırtınadan korunuruz; onunla uçarak rızkımızı ararız. Sizin ise herşeyiniz var. Yine de eşinizin sözüne uyup tüylerimizi istiyorsunuz.”

Bu sözler adaleti seven Hz. Süleyman’ın hoşuna gitmiş.

”Benzerlerinin haklarını iyi savunuyorsun sen, bundan sonra kuşların bay’ı sen olacaksın; adın da “bay-kuş” olacak.” demiş, Onu kuşların padişahı yapmış. (Daha önceden adı sadece “kuş” imiş galiba) Yarasa ise tüylerini daha önceden döktüğü için, tüysüz kalmış...

Uğurlu Kuş..

Haklarında en çok batıl inanç duyduklarımız da yine baykuşlar: Gece baykuş sesi duymak kötüye işarettir; baykuş damda öterse evden cenaze çıkar; baykuş ötüşü uğursuzluk getirir; tilki görülünce uğur, baykuş görülünce uğursuzluk sayılır; bir evin başında baykuş öterse, o evde biri ölür ya da bir yıkım olur...

Hz. Süleyman bir gün gökte tahtı ile dolaşırken kendisine selam veren baykuşun selamını alıp ona sormuş:

"Ey baykuş ben biliyorum ki arpa, buğday yemezsin, acaba neden?"
"Ya nebiyyallah, Adem ile Havva o hububatı yedikleri için dünyaya sürüldüler. Ben de onun için yemem."
Baykuş değil sanki koskoca evliya mübarek...
"Ben biliyorum ki, sen su da içmiyorsun, neden acaba?"
"Ey Allah'ın peygamberi, Nuh peygamberin kavmi suda boğuldu. Ben de suya tevbe ettim."
"Peki niçin mamur yerlerde değil de harap yerlerde yaşarsın?"
"Harap yerler Allah'ın mirasıdır, sahipsizdir. Ben insanların sahip olduğu binaya konmam".
"Harabelerde niçin ötersin?"
"Ey dünya nimetlerine aldananlar, bulunduğum harabeyi görüyor musunuz? Siz de bir gün bunun gibi harap olacaksınız, demek isterim".
"Peki evlerin üstünden uçarken ne diye ötersin? Ne demek istersin bununla insanlara?"
"Ey Ademoğlu yazıklar olsun sana. Arkanda bu kadar isyan ve günah, önünde de bu kadar keder ve bela varken nasıl dünya nimetlerinden lezzet alıp neşelendiğinize şaşarım."
"Niçin gündüz uyur da gece uyumazsın?"
"Ey Allah'ın nebisi, gündüz ademoğullarının nefislerine uyup zulümlerinin çoğaldığı zamandır. Onlardan kaçarım ki zulümleri bana erişmesin. Gündüz uyurum ki, onların yaptıklarını gözlerim görmesin."
"Ya sabaha kadar ne zikredersin?"
"Ey insanlar, uykunuzu ve gafleti bırakın artık. Ahiret için tedarik görüp, azık hazırlayın. Sonra beni yaratan Allahü Azimüşşanı noksan sıfatlardan tenzih ederim."
"Ey baykuş, senin kadar insana merhamet eden ve nasihatte bulunan yokmuş. Neden insanoğlu seni uğursuz sayar anlamadım.”
....................................................

Baykuşların başları büyük ve tüylü, kanatları enli ve uzundur. Bir kısmının kanat açıklığı, bir adam boyuna ulaşırken serçe kadar küçük olanları da vardır. Baykuşlar tam bir sessizlik içinde avlanır. Tüyler, uçuş sırasında tabii bir susturucudur. Uçuş esnasında kanatlarının “pırpır” sesi duyulmaz. İri gözleri, başlarının yanında değil önündedir. Aşırı büyüklükteki gözleri, göz oyuğunda hareket edemez. Araba farı gibi yuvalarında sabittir. Ama baykuş boynunu 270 derecelik alan içinde rahatça çevirerek çevresini kontrol edebilir. Tam karanlıkta görme kabiliyetleri yoktur. Az bir ışık avlarını yakalamaya kafidir. Baykuşların görme ve işitme kabiliyetleri son derece hassastır. Çok az ışıkta avlarını yakalayabildikleri gibi, zifiri karanlıkta da işitme duyularıyla yerini tespit ederek yakalarlar.

Bilgin Baykuş..

Eşimin yaşadığı eve ilk gittiğimde yaklaşık 250 baykuş figürünün bulunduğu baykuşluğu gördüğümde çok şaşırmıştım.. İnsan, halk arasında uğursuz bilinen bir hayvanın farklı malzeme ve şekillerdeki figürlerinden niye bir koleksiyon yapardı ki? Tabii o zaman baykuş efsanelerini, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin (http://www.msgsu.edu.tr/) ambleminin baykuş olduğunu bilmiyordum.

Baturhan yıllar önce tiyatroda çalışırken işlerle ilgili endişelerini dile getirdiğinde ona “baykuşluk yapma” diyorlarmış. Birgün tiyatronun fuayesinde açılan bir hediyelik eşya sergisinden kumaş üzerinde batik boyama tekniği ile işlenmiş bir baykuş yastık almış ve bundan sonra da dekor yaparken ağaç dallarında, evin çatısında, çitin kenarında bu baykuş formunu kullanmaya ve dekorlara bu şekilde imzasını atmaya başlamış. Bir de gözlük takınca olmuş benim Baturhan’ım..

Baykuş toplamak gibi bir düşüncesi yokmuş önceleri, 1990’da Kapadokya gezisine gittiğinde Uçhisar’daki bir pazar yerinde görüp aldığı mermer baykuş koleksiyonun ilk parçası olmuş.. Küçük baykuş grubu zamanla kendi çizip şekillendirdiği baykuşluğu dolduracak sayıya ulaşmış.. Ailesi, arkadaşları, müşterileri, baykuş topladığını bilen herkes yurdun ve dünyanın dört bir yanından baykuş getirmeye başlamışlar. Mısır, İsveç, İsrail, Ukrayna, Kenya, Meksika, Uzak Doğu, muhtelif Avrupa şehirleri ve yurdun başka illerinden gelen baykuşların hepsi çok hoş ama kimisi daha özel: Mesela Hacettepe Üniversitesi Heykel Bölümü hocalarından Mete Demirbaş’ın yaptığı baykuşun bir başka eşi yok. Kayınvalidemin minik bir yastığın üzerine işlediği baykuş, Yunanistan’dan Mert’in getirdiği 1 euronun üzerindeki baykuş, Nihal’in masasında ataşlık olarak kullandığı yumurtalık şeklindeki baykuş, yatak odamızın kapısına astığımız bay ve bayankuş, Kale’de yıkılmak üzere olan bir restorantın kapısından yürüttüğü baykuş ve anısı olan onlarcası daha..

Ve bir yaratıcı imgeleme örneği: Benim aldığım bir baykuşun farklı renkli olanı daha önceden varmış, ben alınca ikisi bir çift oldular; Baturhan da onları bir ağaç parçasının içine yerleştirip üzerine de ”evim, güzel evim” yazmıştı. Onların çerçeveli bir fotoğrafları şu an evimizin antresinde duruyor.. :)

Ahşap, mum, pirinç, mermer, metal, deniz kabuğu, porselen, plastik, seramik, gümüş, kumaş, kil, cam, lületaşı, serpantin taşı ve bazı başka materyalden yapılmış baykuşlarımız var. Yumurtalık, çakmak, şamdan, tirbüşon, küllük, tuzluk – biberlik, enfiye kutusu, para cüzdanı, yüksük, mücevher kutusu, yaka iğnesi, nihale, peçetelik, kumbara, oyuncak, kol düğmesi, kitap ayracı, demlik, kürdanlık formundaki baykuşlar gelen misafirlerin, özellikle çocukların çok ilgisini çekiyor. Çocuklar demişken onlar sadece bakmakla kalmıyorlar koleksiyona katkıda da bulunuyorlar, sevgili Püren’in camın üzerine boyadığı baykuş var mesela.. Birgün de kapımız çaldı ve komşumuzun 5 yaşındaki kızı Fulin anaokulunda boyadığı bir baykuş resmini hediye etti, öyle sevindik ve hoşumuza gitti ki.. :)
Eşimin baykuş merakını bilen arkadaşım Bilge ona “bilgin baykuş” adını taktı ve ben de bu durumda bayankuş oluyorum.. :) Boş kalan bikaç bölme için boyu 9 cm.yi aşmayan baykuş hediyelerinizi kabul etmekten memnuniyet duyacağımızı da bildirmek istiyorum.. :)

14 yorum:

berrin açılmış dedi ki...

çok güzel kolleksiyon..
insanın aklına bunların tozu nasıl alınır ki sorusu geliyor:))
geçenlerde baykuş şeklinde tabak görmüştüm...keşke alsaymışım...

berrin açılmış dedi ki...

baykuşluk diye birşey varmı? senmi uydurdun...

Cheetos dedi ki...

baykuşluk diye bi nesne yok tabii ki..
baykuş bibloları koyduğumuz raf / dolap sistemi manasında uydurulmuş bi kelime o.. :))

baykuşların tozlarını almak baturhan'ın işi, yılda 1 kere.. :))))

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Ben o koleksiyondaki butun baykuslari bir bir gormek isterdim. Benim de, artik arkadaslarim tarafindan cogaltilan dunyanin her yerinden gelme baykuslarim var. Hatta badem ezmesinden ve bal kabagindan bile baykusum var ama evimiz oldukca kucuk oldugu icin simdilik cogu "gece isigina" cikarilmayi bekliyor.
Yalniz, filozof ve hak ettigi sevgiyi bulamamis bir hayvan turu. Bir o kadar da guzel ve gizemli.. Hicbir hayvanin ugursuzluk getirdigine inanamam ben..
fotograflara bayildim, Mete Demirbas'in heykeline bittim.. Ben her baykusun altina nerden, ne zaman ve kimden geldigini yaziyorum, siz nasil etiketliyorsunuz? Roma'li baykusunuz var mi?
Sevgiler

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Bir de dorduncu fotografta en ondeki beyaz-gri baykus hangi materyalden yapilma diye merak ettim..

Cheetos dedi ki...

Sevgili Mehtap,
senin de bir baykuş koleksiyoncusu olduğunu öğrenmek ne hoş.. Benzer benzeri çekiyor işte bir şekilde.. :)
Biz de senin gibi altına nerden, kimden ve ne zaman geldiğini yazarak etiketliyoruz, başka bir arşiv metodumuz yok..
Beyaz - gri baykuş mermer tozundan yapılmış.. Onun hikayesi de çok ilginç: Adanaya giderken mola verdiğimiz salaş bir yerde öylesine bakınırken görüp almıştım.. Ummadık zaman ve yerlerde bulmak değişik bir keyif veriyor.. :)
Bu arada Baturhan diyor ki, sanki Roma'dan bir baykuş gelecekmiş gibi bir hissi varmış :))

Baykuşlarımızı görmek için dilediğin vakitte gelebilirsin, kapımız, gönlümüz ve soframız her zaman açık.. (misafir yatağımız da var :))
sevgimle..

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Davet icin cok tesekkurler. hem seninle tanismak, hem de bu guzel blogun varligindan beni haberdar eden sevgili arkadasim Berrin'i 12 yil sonra tekrar gormek cok hos olur gercekten.. Kimbilir..
Evet, Roma'li bir baykus size "buon giorno" demek istiyor..
Sevgiler

Cheetos dedi ki...

Ben de beni taaaa Roma'lardan okuyan ve içtenliğini gönülden hissettiğim sevgili bir dost ile tanışmaktan mutluluk duyarım..

Berrin, sen, ben bi pijama partisi yaparız :))
sevgimle..

berrin açılmış dedi ki...

mehtap
ne çok sevinirim gelebilsen...
belki bahar da
eminim ankara yı özlemişsindir
külebi nin mektubunu kendi ellerimle vermek için postayla göndermiyorum

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

O sehirleri ozlenir kilan, geride biraktiklarim Berrin'cigim..
Az sayidalar ama cok degerliler..
Ben pijamalarimi, Bilgin ve bayan kusla yasayacak olan Roma'li baykusumu, benim dolabimda eskimeye yuz tutmus ama israrla kullanmadigim ve kimseye hediye etmedigim gece cantasini trolleyime koydum bile..
Siz mantilari acmaya baslayin..
kendinize iyi bakin..

Cheetos dedi ki...

mantı açmak Berrin'in uzmanlık alanı, ama benim de spesiyallerim var merak etme.. :))

ama zaten bir bardak güzel demlenmiş çayın yanında sohbetin yerini başka ne tutar ki.. :)

Adsız dedi ki...

hikayeeler çok güsel çok beğendim vede bilgilendirildim baykuşlar hakkında çok ama çok kötü şeyler düşünüyordum hatta baykuşlardan nefret ederdim bir kaç kez bizimm mahalleye konardı küçüklüğümden hatırladığım kadarıyla ve de hiç sevmezdim onları gördükçe ürkerdim ama görüyorum ki o kadar çok kötü hayvanl değil miş birinci hikayeden çok etkilendim baykuşun dedikleri çok güsel sözler ama şunu biliyorum ki baykuşlardan artık nefret etmicem.... teşekkürler...

Adsız dedi ki...

benim de baykuş kollaksiyonum var ama annemlerle yaşadıgı için ne yazıkki hepsi odamda yıgın halinde 200 u aşmıştır. sizi google dan buldum, keske gorusebilsek... İzmirde olmam buna engel galiba, yine de bana yazarsanız sevinirim.

melisdurcan@yahoo.com

Cheetos dedi ki...

Sevgili Melis, ne güzel yurdumun bir başka köşesinde baykuş koleksiyonu yapan biriyle tanışmak.. :)

sanırım senin için artık o yığına bi el atıp hoş bir hale hetirme zamanı gelmiş, bu konudaki sıkıntını yansıttığına göre ..:)) emin ol zor değil, sadece biraz zaman ve emek harcarsan ortaya çok güzel bir düzende bir sunuş çıkarırsın diye düşünüyorum.
bu konuda yardıma ihtiyacın olursa da ben ve eşim seve seve yardımcı olmak isteriz.

İzmirde olman hiç engel değil, yüzyüze görüşemesek de (ki bigün o da olur inşallah) mesaj yolu ile haberleşebiliriz.

yazmak istersen benim mail adresim: divercheetos@gmail.com

sevgilerimle..:)