17 Aralık 2007 Pazartesi

Sema ve Kainatın Hareketi

Yıllar önce Konya’ya gittiğimde Mevlana Müzesi’ni ziyaret etmiş ve oranın havasından çok etkilenmiştim. Son bikaç yıldır da Şeb-i Aruz törenlerine katılmayı çok arzu etmeme rağmen maalesef gidememiştik, kısmet bu seneye imiş. Herşeyin bi zamanı var diye boşuna denmiyor..

Hz.Mevlana’nın 734. Vuslat Yıldönümü törenleri kapsamındaki gösteriye katılmak üzere Cumartesi sabah 7’de hareket ettik, saat 11’e doğru Konya’ya vardık. Karatay Medresesi’ni gezdikten sonra gösteri 13:00’de başlayacağı için hemen öğle yemeğimizi yedik; eskiden bir konak olan Köşk Lokantası pek çok misafire aynı anda çok hızlı servis yaptı. Bamya çorbası, su böreği, etli yaprak sarması, tandır ve tatlıdan oluşan yemek oldukça lezzetli ve doyurucu idi. Ardından Kültür Merkezine hareket ettik.

Türk Tasavvuf Müziği Konseri başlamasına rağmen ziyaretçilerin çoğu farklı illerden turla geldiği için vaktinde salona yerleşemediler ve bundan rahatsızlık duyan Ahmet Özhan konseri yarıda kesti. Hoşgörü beklentisinin maksimum olduğu bir ortamda onun bu davranışı eleştirilere neden oldu; öte yandan onun konsantrasyonu düşünüldüğünde kendi açısından o da haklı.. Hani hiçbir davranışın kötü niyetli olmadığı varsayımıyla.. Organizasyon görevlileri insanların salona yerleşmelerine bakıp biraz geç başlatabilirlerdi ya da Ahmet Özhan biraz ara verip devam edebilirdi. Hep derim ya önemli olan niyet, bi şekilde mutlaka orta yol bulunur..

Gelelim sema gösterisine.. Kocaman ve aydınlık bir salonda yapılan gösteri doğrusu bende hayalkırıklığı yarattı. Görmeyi beklediğim ruhsallıktan ve etkileyicilikten uzaktı.. Öte yandan yine de sema gösterilerinin nasıl olduğu hakkında fikir vermesi bakımından benim için bir ilk oldu.

Bu vesileyle sema hakkında öğrendiklerimi de Hz. Mevlana’nın torunu Celaleddin Çelebi’nin kaleminden aktarayım:

Sema kemale doğru manevi bir yolculuğu (Miracı), bir gidiş-gelişi temsil eder. Her birinin ayrı manası olan 7 bölümden oluşan Sema'yı bilimsel açıdan incelediğimizde şunu görürüz: Var olmanın temel şartı dönmektir. Varlıklar arasındaki müşterek benzerlik, en ufak zerreden, en uzak yıldızlara kadar her birinin bünyesini teşkil eden atomlarındaki elektron ve protonların dönmesidir. Herşey döndüğü gibi, insanoğlu da bünyesini teşkil eden atomlardaki mevcut dönmelerle, vücudundaki kanın dönmesiyle, topraktan gelip toprağa dönmesiyle, dünya ile beraber dönmesiyle tabii ve şursuz olarak döner. Ancak insanı öbür varlıklardan farklı ve üstün kılan şey akıldır. Semazenin dönmesine, semasıyla beraber aklı da katılır.

Sema, kulun hakikate yönelip, akılla-aşkla yücelip, nefsini terk ederek, Hak'ta yok oluşu ve olgunluğa ermiş, kamil bir insan olarak tekrar kulluğuna dönüşüdür. Bütün varlığa, bütün yaratılanlara yeni bir ruhla, sevgi için, hizmet için dönüşüdür.

Semazen hırkasını çıkarmakla, manen ebedi aleme, hakikate doğar, orada yol alır. Başındaki sikkesi nefsinin mezar taşı, üstündeki tennuresi nefsinin kefenidir. Kollarını çapraz bağlayarak, görünüşte BİR rakamını temsil eden, böylece Allah'ın birliğini tasdik eden Semazen, Sema ederken, kolları açık, sağ eli dua edercesine göklere, Hak gözüyle baktığı sol eli yere dönüktür. Hakk'tan aldığı ihsanı, halka saçmasıdır. Sağdan sola kalbin etrafında dönerek, bütün insanları, bütün yaratılmışları, bütün kalbiyle sevgi ve aşkla kucaklayışıdır.

Sema töreni 4 selamdır. Semazen, üstündeki siyah hırkayı çıkararak, sembolik olarak hakikate doğar. Kollarını bağlayarak, BİR rakamını temsil eder, böylece Allah'ın birliğine şahadet eder. Şeyh Efendi'nin elini öperek Sema'ya girme izni alır, Sema'ya başlar.

Birinci Selam, insanın, bilgiyle hakikate doğarak, Yüce Yaradan'ının ve kendi kulluğunu idrakidir. İkinci Selam, insanın yaratılıştaki nizamı, azameti müşahade ederek, Allah'ın kudreti karşısında hayranlık duymasıdır.

Üçüncü Selam, insanın hayranlık ve minnet duygusunun "a
şk"a dönüşmesiyle, aklın "aşk"a kurban oluşudur. Bu tam teslimiyettir, Allah'a vuslattır, sevgilide yok oluştur.

Dördüncü Selam ise, insanın manevi yolculuğunu tamamlayıp, kaderine razı olarak, yaratılıştaki vazifesine, kulluğuna dönüşüdür. Bu Selama Şeyh Efendi ve Semazenbaşı da iştirak ederler.

Bu noktada Semazen, Amene'r Resulü'deki (Kur'an-ı Kerim Sure: Bakara Ayet: 285) Allah'a, Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine, iman etmiş olmanın neşesi içindedir. İlahi emirlerin ve yaratılış sebeplerinin zevki ve idraki içindedir. Benliğini, egosunu mağlup etmiş, Peygamber Efendimizin, "ölmeden önce ölünüz" ve Kur'an-ı Kerim'in Fecr Suresi son ayetlerindeki "Ey emin ve mutmain olan nefis, sen O'ndan hoşnut O da senden hoşnut olarak, Rab'bine dön! Has kullarım zümresine gir! Onlarla beraber cennetime gir!" emirlerine uymuş ve neşesine gark olmuştur.

Sema Töreni, bütün Peygamberlerin, şehitlerimizin ve bütün inananların ruhları için okunan bir fatiha ve devletimizin selameti için bir dua ile son bulur. Dedeler ve Derviş'ler Sema Mukabelesinden sonra, kimseyle konuşmadan, tefekkür içinde, sessizce hücrelerine çekilirler.

Fotoğrafları ben çektim, eşim de düzeltmelerini yaptı, bizim gözümüzden Sema gösterisi böyle işte.. Mevlana ile ilgili de yarın yazmaya niyet ediyorum…

3 yorum:

berrin açılmış dedi ki...

çiğdemcim
güzel yazı olmuş ve fotoğraflarda güzel( belki biraz daha büyük olabilir)

Cheetos dedi ki...

sağol berrincim, fotoğrafları da büyüttüm biraz..

berrin açılmış dedi ki...

teşekkür ederim cheetos
sema gösterisi etkileyici - fotoğraflar güzel