28 Eylül 2007 Cuma

Maraşlı Eniştem..


Uzunca bi zamandır yazamadım, önce iş seyahati, ardından bikaç gün izin kullandım. Tam işe başladım Pazartesi günü, annem dedi ki “eniştenin durumu ağırlaştı” ....

Annem 10 yaşındayken annesi ölünce köyde bir süre babasıyla yaşamış, hem okula gidip hem evi çekip çeviriyormuş. 2 sene filan sonra ilkokulu bitirince teyzem onu yanına almış, Hatay – Dörtyol’daki Devlet Üretme Çiftliğinde çalışan eniştem ona babalık yapmış, bizim için de dede gibi oldu... Eniştem zamanın aydınlarından, önce öğretmen okulunda okumaya başlamış ama okula devam edememiş, o yıllarda bi ara taa Maraş’a kaçmış, o yüzden lakabı Maraşlı.. Teyzemi daha çocuk yaşta sevmiş, anneannem aralarında yaş farkı var diye kızını vermek istememiş önce, ama sonra bu yağız delikanlı kızını kaçırır da bir daha ona göstermez diye korkup tamam demiş.. O vakitden sonra da tam 52 yıl süren hayat arkadaşlıkları ve aşkları başlamış.. Ben 38 yıllık yaşamımda ne köyde ne kentte birbirlerini böyle seven, böyle aşık, böyle birbirinden ayrılmayan başka bir çift daha görmedim..

Taziye ziyaretine gelenler onu anlata anlata bitiremediler: İhtiyacı olanların yardımına koşan, haklının yanında haksızın karşısında, sözünün eri, güvenilir, gözüpek biri olarak söz ettiler ondan.. Aynı zamanda sevgiden yana, ince, şiir yazan naif biri o.. Herkese bir iyiliği dokunmuş, herkesin onunla bir anısı var..

Annem durumunun ağırlaştığını söyleyince içim acıdı. İnsanın sevdiği birinin böyle haberini alması ne kötü.. Küçükken kucağına oturduğumuz, birsürü anı biriktirdiğimiz bu koca cüsseli adam küçülmüş, gözlerinin ışığı gitmiş.. En son düğünümüze gelmişti, aslında çok hastaydı, hastalığı son aylarda onu daha rahatsız eder hale gelmişti ama yine de geldi.. Kimbilir yıllarca neler biriktirmişti içinde: Ne kızgınlıklar, öfkeler, hayal kırıklıkları, umutsuzluklar, kederler.. Tüm bunlar yıllar yılı nasıl da kemirmiş hücrelerini.. Teyzem ve kuzenlerim onu birgün daha yaşatabilmek, onunla bir gün daha yaşayabilmek için sürekli ilaçlar, serumlar taşıdılar eve.. Ama işte bitti; mezarını sularken buldum kendimi..

Yıllar geçip de hayatın farklı devrelerini yaşadıkça, hani hayat gailesine düştükçe, yakınlarımızdan sevdiklerimizden uzaklaşıyoruz, kopmuyoruz elbette ama görüşmelerimiz konuşmalarımız azalıyor.. Bizim Maraşlı eniştemle bağımız ve iletişimimiz allahtan kopmadı, sıklığı azalsa da bir şekilde hep görüştük. Ama en sevindiğim fiziksel acılar çekmeden, çocukları yanındayken yuvaya gitmiş olması.. Yolun açık olsun Maraşlı enişte, gittiğin yerden bize de ışık OL..

“Hayat devam ediyor” klişesi vardır hani; özellikle dibe vuruşlarda, büyük acılarda, ölümlerde çok kullanırız.. “Ama” deriz, “hayat devam ediyor işte”, sahiden de devam eder..

3 yorum:

berrin açılmış dedi ki...

çiğdemcim
başın sağolsun...
böyle güzel anılmak ne güzel
maraşlı enişten okusaydı mutlaka çok mutlu olurdu
seninde söylediğin gibi hayat devam ediyor... önce sesler unutuluyor biliyormusun...

berhacal dedi ki...

çitozcum,
sana teşekkür ediyorum;
bu renkli güzel insanı, hastalanmadan hemen önceki haliyle tanıma fırsatını yarattın bana.
iyi ki Destek Köyüne gittik ve Maraşlı Enişten ve güler yüzlü, sıcak bakışlı teyzenle tanıştım.

Toprağı bol olsun,yeri cennet olsun...

Sezgin Ünsal dedi ki...

Çiğdem, babam hakkında yazdığın güzel sözcüklerin için teşekkür ederim. Senin duygulu olduğunu biliyorum. Eniştemiz Baturhan da öyle,ikiniz de birbirinizle bütünleşmişsiniz. Sizlere mutluluklar diliyorum.
Sezgin ÜNSAL