10 Eylül 2007 Pazartesi

Bir Küçücük Kertenkelecik..


Hani Gökçeada’daki arılardan sözetmiştim, varlıklarını kabul edince bizi rahatsız etmeyen..
Dün sabah perdenin üstündeki kertenkeleyi görünce eşime “şunu hemen çıkaralım” dedim. O da “arıları hatırla, varlığını kabul et” dedi.. Ee hayvancağız kentsel dönüşüm projesinin ortasında kalmış belli ki, o mu bizim eve gelmiş, biz mi onun yuvasına ev kondurmuşuz..

Aslında korktuğumdan da değil ama nedense itici geldi, elimizden kaçışı, ona hükmedeyişimiz ya da kontrolümüzde olmayışı beni rahatsız etti. 2 kez yakaladık ama ikisinde de elimizden kaçtı ve bu gece aynı çatı altında uyuduk hep beraber.. Sabahleyin bi baktım yine perdenin üstünde, ama bu kez eşime dedim ki “bırak ya, nasılsa gider”.. Ne oldu bilin, odadan çıktıktan sonra eşim onu düşürüp yakalamaya çalışmak yerine perdeyi camın dışına itip kertenkeleyi ordan dışarı yollamış, kolayca....

Gelelim kıssadan hisse bölümüne: Eşimin hayvan sevgisine her zaman hayran olmuşumdur da “varlığını kabul et” yaklaşımı da ayrıca güzel, savunup unuttuğum şeyleri hatırlatıyor bana, bu da hoşuma gidiyor..

Öte yandan aslında bişeylere hükmetmek, bişeyleri kontrol etmek durumunu da düşündüm.. Biraz da mükemmelliyetçilikle karışık bi durum.. Kontrolümde olsun, güzel olsun vaziyeti.. Oysa “nasılsa gider” deyince hooopp, üstelik kolayca gidiverdi.. Döndük dolaştık yine kilit noktayı bulduk işte: Akışa bırak, evrene bırak, zorlama..

Almasını bilince herşeyden bi ders var çıkarmak mümkün..

3 yorum:

berrin açılmış dedi ki...

çiğdem
nerelerdesin?
neden yazmıyorsun

Guler Pinarbasi dedi ki...

sayfana geldim tesadüfen :) yani gooogle da adımı aratmaktayken :) yine okudum paylaşımlarını... gelmişken bi de ayak izi bırakayım dedim. sevgiler

Cheetos dedi ki...

Güler hocam, sen zaten bende bissürü iz bırakmıştın..:)