23 Ağustos 2007 Perşembe

Niyet Ettim Patlıcanlı Pilava.. :))

Dün akşam arkadaşım Berrin (büyük Berrin diyelim bundan sonra) bize gelmek istediğini söyleyince hemen olur dedim. Eve gidip annemin evinde hiç pişmeyen ama benim sevdiğim patlıcanlı pilavı (tarifini Güzel Berrin'in ilahi tatlar'ından aldım, ama domates koymadım http://www.ilahitatlar.blogspot.com/), çıtır pane harçlı tavuğu ve daha önceden haşlayıp derin dondurucuya koyduğum barbunyayı pişirdim, bi de yanına salata... Tüm bunlar hızlandırılmış film gibi 1,5 saat içinde oldu.. Ama tabii fırında ilk kez yemek pişirdiğim için bi elimde kullanma kılavuzu, bi elimde tavuklar komik oldu.. :) Pilava da soğan ve şeker konduğunu hiç bilmezdim, iyi oldu valla.. Acemi şansından mı yoksa benim becerimden mi bilmem gayet güzel pişti hepsi.. :)

Neyse asıl konu ne pişirdiğim değil elbette, işin özü şu ki yapmak istediklerimizi gönülden istersek ve bu yönde niyetimizi koyarsak herşey sahiden çok kolay ve güzel oluyor.. Hep söylerim, önemli olan niyet..

Eskiden sabah işe gelirken trafikte biri abuk bi manevra yapsa, boş yere korna çalsa, fön çektirmek için gittiğim kuaför 5 dakika geç kalsa bende bi sinir bi sinir.. Sonra ofise gelip "adamın biri arabasını üstüme sürdü, kuaförün çırağı saçımı yaktı.."diye anlatıp iyice kızardım.. Geçmiş gitmiş sabahki olaylara yüklediğim enerji öğlene kadar beni sinirli ve gergin tutmaya yeterdi.. Gün içinde de bunlara ilave olur, ben iyice gerilirdim ve de inanılmaz şekilde karnım şişerdi.. Akşam eve gittiğimde buzluktan çıkıp pelteleşmiş yiyecek gibi olur, ama gün içinde oldukları anda farkına varıp çözümlemediğim minik bissürü hadise yüzünden hala kızgın hissederdim.. Üstelik de beni bu kadar kızdıran şeyin ne olduğunu bilmeden!!..

Sonra anladım ki güne nasıl başlarsam öyle gidiyor.. Sabah evden çıkıp arabaya binince o günün nasıl olmasını istiyorsam ona niyet ediyorum artık: Sağlıklı, mutlu, keyifli, başarılı, kolay, .... Ve de bu yönde farkında oluyorum herşeyin.. Mesela bu sabah işe gelirken ara sokaktan çıkan koca bi minibüsle az daha kafa kafaya gelecektik. Eski Çiğdem olsaydı şöyle derdi: "Salak herif, öyle de çıkılmaz ki, sanki babasının yolu!.." Tamam itiraf ediyorum, bazen yine de böyle dediğim zamanlar oluyor.. :) Ama bunun yerine şöyle dedim: "Demek ki, yolumda dümdüz gitmek diye bişey yok, tek başıma değilim yolda, sağa sola dikkat edilecek; şimdi bu adama kızdım ama kızdığımın farkındayım ve sakin olmayı ve bu şekilde işime gitmeyi seçiyorum.." Sonra da mutlu mesut işime geldim..

Bişey için niyetimizi açık seçik ortaya koymak ve farkında olmak sahiden çok önemli.. Bu arada bu "farkında olmak" lafı da pek moda oldu, herkes herşeyin farkında ama sanırım eyleme geçme konusunda henüz kırılmayan direçlerimiz var.. Bi de bunu başardık mı, işlem tamamdır.. :)

Babaannem namaz kılmaya başlarken "niyet ettim Allah rızası için akşam namazını kılmaya.." derdi, benim de ordan aklıma geldi, "niyet ettim patlıcanlı pilava" oldu başlık.. Komik miyim, neyim... :))))

2 yorum:

berrin dedi ki...

seninle gurur duyuyorum ve teşekkür ediyorum...bloguma girip onurlandırdığın - tariflerimi uyguladığın - yorum yazdığın için..sabahları uyandığında ilave olarak güzel bir müzik aç ..hiç fena olmuyor
berrin

Cheetos dedi ki...

Berrincim, sevgili arkadaşım,
biz aynı yolun yolcusu iki gezgin,
gelişeceğiz diye didinen iki yolcu,
birbirine ayna iki güzel hatun :))
onurlandırmak ne ki,
boş yere girmedik
birbirimizin hayatına..

ha unutmadan, sabah zaten radyolu saatimle uyanıyorum, artık hangi şarkı çıkarsa bahtıma :)

cheetos